| YALAKALAR |
| Cumartesi, 06 Şubat 2010 | |
|
Konumu, yetkisi ve görevi. Eğitim ve öğretimi, nereden ve nasıl geldiği, kimin nesi olduğu ( torpili, adamı, elinden tutanı) sık sık sorulan kimileri şaşırtıcı bir yükselişle umulmadık durumlar edinir ya da olanaklar içinde bulunur. Bunları yararlı ve yaraşır bulmak güçtür. Başarılı olmamalarına karşın bilinmeyen-görünmeyen bir güce dayandıkları sezilir, kestirilir. Kimileri de bir yasal güç (makam) sahibinin çevresinde dolaşır durur. Onun adamı görünmek, , her istediğini yaptıracak etkinliği olduğu izlenimini vermek, ona yol açmak, sözde güvenliğini gözetmek, alkışlamak, alkışlatmak, adını haykırmak, konuşmasını sunmak, suyunu verip terini silmek telaşı içindedir. Günümüz siyasal ve ekonomik dalgalanmalar içinde bu tür tiplere sıkça rastlanmaktadır. Bunlar yalakalığı meslek durumuna getirmiş çığırtkanlar, amigolardır. Bugün birinin, yarın öbürünün, ertesi gün önceleri karşısında göründüğü başkalarının yanındadır. Çoğu kez niteliksizdirler. Kimi alışkanlıkları, becerileri vardır. Genelde olumsuzluk yansıtan davranışları yanında kimi yetenekleri varsa da kişiliksiz olduklarından itici, hatta tiksindirici yapılarını hemen belli ederler. Toplumun en zararlı sakıncalılarıdır. Kendi adlarına ya da başkaları için yaltaklanır,’eğriye doğru, doğruya eğri; iyiye kötü, kötüye iyi’ diyerek maskaralık ve madrabazlıklara alkış tutar. Sonuç almak için giymeyecekleri kılık, almayacakları biçim yoktur. Kışkırtıp yönlendirdiklerini güç durumlara düşüren yağcılıklarıyla övünürler. Yaşanan sıkıntıların, haksızlık-hukuksuzluk ve adaletsizliklerin, kötülüklerin, çekilen acıların günümüzdeki sorumluları içinde yalakaları göz ardı etmemek gerekir. * * * Sık sık ,’Patronum’ dediği adamın yanına kimseyi ulaştırmaz, bağırıp çağırarak, itip kakarak, kendini tutamazsa kavgaya tutuşarak bağlılığını, özverisini, gücünü gösterir, yalakalara her zaman, her yerde rastlanır. Gerçekten düzeyli, seçkin ve saygın kişilerin yalakası olmaz. Soyluluk ortamında yalakalığa, yalakaya yer yoktur. Bu nedenle yalakalığa karşı çıkmayan, çevresini temiz tutmayanlar da sorumludur. Yalakalık, ruhsal ve beyinsel bozukluğa bağlı bir hastalıktır. İçtenlikli, sıcak, değerbilir ilişkilerin ve dostlukların böyle utandırıcı bir küçüklükle hiçbir ilgisi yoktur. Kraldan çok kralcılık biçiminde izlenen, gereksiz savunmalar, destekler, yılışıklık ve şımarıklıkla önde görünme çabaları herkesi rahatsız eden alçaltıcı görünümlerdir. Şakşakçı, yaygaracı, paspas, kuyruk, arsız nitelemeleriyle eleştirilen davranış sahipleri çıkarcılığın da kuklası, maşasıdır. Tetikçilik de yaparlar. Başsallayıcı ve ‘Hınk deyici’ler bunlardandır. * * * Siyasal alanda değişik adlar ve sıfatlarla bir tür görev durumuna dönüştürülen yalakalık geçerliliğini korudukça demokrasinin erdemini yaşamak, olanaklarını tatmak ve ortamın temizliğini sağlamak bir düş olarak kalacaktır. Yanınızda görünüp arkanızdan da vurabilir, sizin makamınızı, adınızı kötüye kullanabilir, yerinize konuşup görüşerek sizi batırabilir. Yalakalara yüz vermek, yüzsüzlüğü desteklemektir. Yalakalarla çalışanlar da yalakalarla birdir. Toplumsal tepki de önemlidir. Nedense insanlarımız her sözü, her kişiyi alkışlamaya başladı. Bıktıran-usandıran söylem ve eylemleriyle bir şey olmadıkları belirgin devlet yetkililerinin önünde toplanmak, ne söylerse alkışlamak alışkanlığı siyasal hastalık türü durumuna geldi. Şakşakçılık bir şey kazandırmaz, yitirtir. Şakşakçılık ve yalakalık, kişiliksizliktir. Yaşa-başa, konuma bakmaz. Yaratılış bozukluğu, eğitimsizlik, görgüsüzlüktür. Her kılığa, her biçime girme becerisi her kişinin yapacağı şey değildir. Tiksindirici tutumlar ve durumlar soylulukla bağdaşmaz. Hele kimi bakan eşlerinin kimi bayanlar tarafından karşılanıp uğurlanma abartılarını, birlikte oldukları zaman yaranma çabalarını, utandıracak ölçüde yalakalık girişimlerini duydukça üzüntü yoğunlaşıyor. |



