| SON YEDİ YIL |
| Cumartesi, 09 Ocak 2010 | |
|
1945-1950 yıllarının siyasal söylemi,'Söz Milletindir' yazısının altında bulunduğu ‘el' ile Atatürk'ün de başında bulunduğu yılları kapsayan '27 Yıl'ın eleştirisi idi. ‘Jandarma dipçiği,tahsildar baskısı, varlık vergisi' dana sonra geliyordu. AKP'nin sözcüleri '80 yılın karanlığı' suçlamalarından sonra Atatürk ve laik cumhuriyet karşıtı yazılar, konuşmalar arttı. Kendileri bir şey yapmayan-yapamayanlar öncekileri eleştirerek zaman doldurup gündem oluştururlar. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ‘Son yedi yıldır cumhuriyet restore ediliyor' demiş. Türkçesi' önceki durumuna getirilerek,ya da yenileyerek onarım' demek olan restorasyonun cumhuriyet için, üstelik AKP'li bir bakan tarafından söylenmesi ilginç bir savdır. Başbakan RTE de bir konuşmasında ‘Türkiye yedi yılda nereden nereye geldi' diyerek yönetimlerinde geçen zamanı övgüyle değerlendiriyor. Dinsel düzey,, laikliği dinciliğe dönüştürme, ılımlı İslam devleti anlayış ve amacıyla kendi yönlerinden bu yaklaşım yanlıştır, yanılgıdır. Gerçekte, özellikle , son yedi yıl tam bir karşıdevrim ağırlığı ve karanlığının zaman dilimidir. ‘Ne mutlu Türküm diyene!' demenin ırkçılık, Atatürkçülüğün ilkellik, laikliğin dinsizlik,bağımsızlık ve ulusalcılığın gericilik, yurtseverliğin darbecilik, bilimselliğin inkarcılık olduğunun ileri sürüldüğü bir kara dönem olarak anılacak yedi yılı demokrasi açılımıyla saklamaya çalışmak büyük bir aymazlıktır. Medyanın kiralık ve satılık kalemleri, iktidarca beslenen ve iktidara yaslanan çıkarcılarla cumhuriyet karşıtlarının birlikte yürüttükleri saldırılar, geriye gidişin çarpık adımlarıdır. Arap milliyetçiliğinin açılımı olan ümmetçilik yolunda çocuklara Kur'an kursu kapısını küçük yaşlarda açma çabasıyla tırmanan sözde muhafazakarlıkla sarmalanan koyu dincilik belirgin tutumdur. Dini siyasal bir ülkü (ideoloji) olarak devlete yerleştirmeye, varsayıma dayanan inançları sömürmeye, kendilerine özgü demokrasi anlayışını egemen kılmaya, karşıtlarını yıldırıp sindirmeye,ne olursa ve nasıl olursa olsun iktidarlarını güçlendirerek sömürmeye dayanan gidişlerinin getirdiği sakıncalar saymakla bitmez. Özetle değinmek gerekirse Türkiye'mizin son yedi yılda nereden nereye geldiği daha iyi anlaşılır ve sorumluları daha iyi saptanır. Cumhuriyet niteliklerinden arındırmak istenmekte ve suçlanmaktadır. Kadrolaşma ve partizanlık almış yürümüştür.Kürtçülük, Ermenicilikle birlikte mezhepçilik, tarikatçılık, cemaat ve aşiret yapısı güçlenerek sürmektedir. Atatürk ve ilkeleri değişik saldırılara uğramaktadır. Apocu olmak hoş görülürken Atatürkçü olmak suç sayılmaktadır. AB söylemleri ile yeni azınlıklar yaratılmak istenmektedir. Toplumsal barış sarsılmış,terör azmıştır.adalete, hukuka, yargıya, bilgiye , bilime üniversiteye; hak ve özgürlüklere,basına, inanca, laikliğe insanlığa; Türklüğe , ulusallığa, Türkiye'ye; emeğe, işçiye, sendikaya karşıtlık artmıştır. Ulusal egemenlik Meclis'in sayısal çoğunluğuna ve parti diktasına dönüşmüştür. Yargıda, üniversitede, demokratik kitle örgütlerinde siyasallaşmanın hızlandığı ve genişlediği, hutbelerin bile siyasallaştığı yakınmaları yaygınlaşmaktadır. Bütçe açıkları, iç ve dış borçlar büyümüştür. Anarşi kasırgası yaşanmaktadır. Suçlar, soygunlar, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet olayları ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. Çocuk suçları, cinsel suçlar ve töre cinayetleriyle kan davaları durmamaktadır. Kaybolan çocukların sayısı korkutmaktadır. Mafya söylentileri sürmektedir. Boşanmalar, iflaslar, intiharlar kapanan işyerleri, çığ gibi büyüyen işsizlik , her tür kriz toplum yaşamını olumsuz biçimde etkilemekte, hastalıklar,bunalım ve buhranlar her aileyi sarsmaktadır. Herhangi bir konuda iyileşme, ,düzelme, ilerleme belirtisi görülmemektedir. İçerde yönetim başarısızlıkları, dışarıda eğilme ve eziklikle yürütülen ilişkiler,Kürt, Ermeni,Rum baskıları, Kıbrıs ödünleri ve demokratik geleneklere terslikler. Bunlar mı gelişme? Güldürmeyin insanı. İnsanları aldatıp oyalayarak, kurtuluş ve kuruluş felsefesini yadsıyarak, Atatürk' ü unutturup silmeye çalışarak, yabancılara yaranarak bir yere varılamaz ve böyle geçen hiçbir yıl savunulamaz. Cumhuriyete kötü yöneticilerin düşürdüğü gölgeler dinle,dincilikle değil, akılla, bilimle Atatürkçülükle kaldırılır. |



