|
SORGUN'UN
TARİHİ :
Anadolu, birçok göçlere sahne olması, burada birçok devletlerin
kurulması ve önemli medeniyetlerin yer alması bakımından dünya
tarihinde özel bir değer taşır. Bölgemiz ise bu önemli ülkenin
düğüm noktasını teşkil eder. M. Ö. 230'dan sonra, daha önce
balkanlardan Anadolu'ya geçmiş olan Galatlar, İç Anadolu'ya
yerleştiler. M.Ö. ikinci asırda, Romalılar birçok fırsattan
ustalıkla istifade ederek, " Asya Eyaleti" ni genişlettiler
ve bütün Anadolu'yla beraber bölgemizi de ele geçirdiler.
İlçemizde Alişar ve Kerkenez Dağı'nda yapılan inceleme ve
kazılarla " Hitit ve Eski Devirlere" ait daha sağlıklı bilgiler
elde edinilmiştir.
M.Ö. 395 yılında, Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, Anadolu
ve dolayısıyla bölgemiz, Doğu İmparatorluğu'nun (Bizans'ın)
payına düştü. Bizanslılar zamanında bu bölgenin " Pitriya"
adıyla anıldığı rivayet edilmektedir. Bu bölge 1071 Malazgirt
zaferinden sonra Türk topraklarına katılmıştır. Önceleri merkezi
İznik olarak kurulan (1075 ) Türk Devleti' ne bağlı Kayseri
Beyliği'nin sınırları içerisindeyken, 1127' den sonra Anadolu
Selçuklu Devleti'ne tabii Danişmend Oğulları Beyliği'nin topraklarına
katılmıştır. Şeyh Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin halifelerinden
Emirci Sultan ( Lakabı Şerefüddin) adı ile anılan Osman Efendi,
bu dönemde gelerek bölgenin islâmlaşmasında büyük hizmetler
vermiştir. Salmanlı, Danışman ( Danışman Çiftliği) Cihanşarlı
köyü arazisi içindedir. vs. gibi aile ve köy isimleri Danışmendlilerden
gelmektedir. Bölge 12.y.y.' da ikinci Kılıçarslan Danışmendlilerin
hakimiyetine son verince, Selçuklu hakimiyetine girmiştir.
"
Boz Ok, bilindiği gibi, 24 boydan meydana gelen Oğuzeli'nin
oniki boyunun umumi adıdır. Oğuzlar Anadoluya geldiklerinde
söz konusu kol teşkilatını da uzun bir süre devam ettirdiler.
Türkiye'nin hemen her bölgesinde Boz Ok ve Üç Ok kollarına
mensup oymaklar yan yana yurt tutmuşlardır. Ancak Yozgat ve
ona komşu bazı yörelerde daha ziyade Boz Oklu oymakların,
Çukurova'da da Üç okların çoğunluğu teşkil ettikleri görülür.
Bunun bir neticesi olarak adı geçen bölgelerdeki oymaklar
uzun bir zaman kendi kol adlarıyla, yani Boz Ok ve Üç Ok adlarıyla
anılmıştır. Böylece Boz Ok bir müddet Yozgat ve ona komşu
bazı yörelerdeki oymak tarafından taşındıktan sonra bölgenin
adı olmuş ve bu cumhuriyet devrine kadar gelmiştir."
Dulkadir
Beyliği'nin 1522'de yıkılması üzerine bölgenin hakimiyeti,
Osmanlı devletinin himayesine girmiştir. Çelebi Mehmet zamanında
Yozgat, Sorgun ve komşu mahallelere yerleşen birçok oymak
vardı. Asıl Boz Ok kazası nihayetlerini Batlı, Kara Dere,
Aşağı Konak, Sorgun, Delice Öz, Selmanlu ve Ak dağ kazası
nihayetlerini de Yukarı Konak, Alikı, Ak Dağ, Boğazlıyan,
Gedik ve Çubuk teşkil etmektedir. Bu nahiyelerin sınırları
kesin olarak tespit etmek oldukça müşküldür.
Sorkun(Sorgun):Burası
aşağı yukarı bugünkü Sorgun kazasına tekabül etmektedir. Bu
nahiyede "Kemhalu, İncesu, Karaca Eymir, Eşel meydanı, Üç
Köyü, Arap deresi ( hepsi Zâkirli oymadığından, Kamber Pınarı
( Tatar'dan) Kancık, Key Geldi, İğdeli Pınar ( Kızıl Kocalu'
dan, ) Kırk Pınar Karaca Viran her ikisi de Selmalu'dan ),
Kara Pınar, Dede Fakih, Göl Kavak, Alişar Dede, İsmail Viran'ı
Orta Viran, Kasın Viran, (hepsi Ağaçlu'nun Közcü obasından
) Budak Fakih, Peynir Yemez, Kara Hacılu ( hepsi ta oymağından,)Kızılca
Kışla Aygudulu, Maksudlu, ( diğer adı: Yen Beğlü), Ağaç Kaya
( diğer adı: Piri Fakihli tat), Karaca Kosuk ve Sar Günü (her
ikisi Çurgardan)"...Sorgun 16. y.y.'da Anadolu'ya yerleşen
boylardan, KAYI BOYU' na ait, BOZOK SANCAĞI' na bağlı, vasfı
EKİNLİK olarak gösterilen, 45 vergi nufusuna sahip bir yerleşim
yeridir.
Zâkirlu:
Zâkirlular,Yozgat'ın doğusunda,Sorgun yöresinde yaşamakta
ve yala Hacılu, Ramazanlu, Orhan Hacılu, Emir Gazilu ve daha
birçok obalara ayrılmakta idiler. Bu boya mensup bir beğin
Safeviler ile yapılan savaşlarda öldüğünü biliyoruz. Sorgun'da
Zâkiru ve Kızıl Kocalu gibi her iki oymakta yaşamaktadır.
"XVI.Y.y.
başından itibaren bir sancak olarak bilinen Bozok, Sivas eyaletine
bağlıydı. Sancağın idaresinden itibaren başta sancak beyi
olmak üzere kadı, çeribaşı, alaybeyi, sipahi kathadü yeri
ve yeniçeri serdarı sorumluydu. XXII. y.y. ortasında 1 has,
19 zeamet ve 731, tımarı bulunan Bozok' tan sefer zamanı sancakbeyinin
askerleri ve tımarlı sipahilerle birlikte 1100 kişilik bir
kuvvet cepheye gönderilebilmekteydi. Sancağın kazaları Sorgun,
Akdağ, Hüseyinova , Budaközü, Beşiközü, Kızılocalu, Gedük,
Çubuk, Emlâk, Boğazlıyan, Süleymanlı-i Sağır ve Han- ı Cedit'ten
ibaretti. Bozok bölgesinde yaşayan eşkiya ve âsi konargöçenlerden
oldukça zulüm, ve zarar görüyorlardı. Bunun üzerine XVII.
Y.y. sonlarında Mamalü aşiretine Bozok'u eşkiyadan korumakla
vazifelendirildi. 1715-1718 yıllarına gelindiğinde ise kapısız
leventler bölgede eşkiyalık faaliyetleri sürdürüyorlardı.
Çapanoğulları'nın
Menşei: Çapanoğulları' nın ve Bozok sancağı'na yerleşmeleri
hakkında bilinenler rivayetten öteye gitmemekte ve belgeye
dayanmamaktadır. Bu ailelerin menşeini Marhalu, Çapanlu, Teke,
Bayat, Cerit ve kara papaklara bağlayan rivayet farziyeler
vardır. Belgeye dayanmamasına rağmen Çapanoğulları'nın Mamalu
Türkmenleri'nden olmaları kuvvetli bir ihtimaldir. Ailenin
adı geçen oymak voyvodalığını üzerine bulunması ve fertlerin
tehlikeler karşısında aynı oymağa sığınmaları bu ihtimali
kuvvetlendirmektedir. Çapanoğulları Çapan Ömer Ağa'nın ölüm
yılı olan 1704'ten önce Bozok bölgesine yerleştikleri kesindir.
Rivayetlere göre 1650'lerde Horosan'dan ayrılan Çapanoğulları,
Sam civarında bırakıp Bozok'u yurt edindiler. Osmanlı hükümeti,
1696'da aldığı bir kararla Bozok bölgesine Mamalu Türkmen
oymaklarının iskanını başlattı. Buraya yerleştiren oymaklar
arasında Çapanoğulları' nın bulunduğu düşünüle bilinir.
Yozgat bilhassa
93 (1877-1878) harbi, 1, ve 2, balkan harpleri ve 1. Dünya
Harbi esasında; savaşa asker göndermesi, ordunun iâşesini
temin etmesi bakımından birçok fedekârlıklar gösterdiği gibi
bu savaşlarda istila edilen bölgelerden çıkıp gelen insanları
barındırması bakımından da ayrı bir yere sahiptir. Milli mücadele
döneminde, itilaf devletlerinin hile ve tertiplerinin tesirleri
Yozgat'ta da görülmektedir. Bu hile ve tertipler arasında
Ermeni Cemiyetleri'nin faaliyetleri ve zulmü ile, İngilizler
tarafından halkın inançlarının istismarını saymak mümkündür.
Yozgat, Milli Mücâdele yıllarında istilaya uğramayan illerimizden
biridir. Onun için, bir Urfa, bir Maraş gibi kahramanlıklarını
dünyaya duyuramamıştır. Fakat savaşın bütün acılarını ve sıkıntılarını
çekmiştir.Cephe gerisi yapılması gereken her fedekârlığı yapmıştır.
Çapanoğlu isyanı' nın lideri durumunda olan Edip Celal ve
Halit Beyler, Çapanoğlu Süleyman Bey'in üçüncü göbekten torunları
olan Hacı Osman Nuri Bey'in oğullarıdır. Hacı Osman Bey'in
dördüncü oğlu olan Salih Bey ise, bu hadisenin tamamen dışında
kalmıştır.
Bölgede
bu menfi propagandaların tesiriyle birçok Çapanoğlu isyanı
husule gelmiş, bu isyanlar sebebiyle halkın tamamı isyankâr
olarak tanıtılmaya çalışılmıştır. Halbuki bu isyan, söz konusu
bu aileden üç kişinin iştirakiyle ortaya çıkmıştır. Halkın
bu isyanla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Eğer Kuvâ-yi Milliye'nin
maksadı, Anadolu'nun her tarafına iyice anlatılmış olunsaydı,
belki de böyle bir isyan zuhur etmeyecekti. İsyanın iki saat
gibi çok kısa bir zamanda bastırılması da bu hareketin ne
kadar küçük bir hareket olduğunu göstermektedir. Çapanoğullar,
13 Haziran 1920'de Sorgun (Köhne) Nahiyesi'ni basarak, buraya
hakim olup, 14 Haziranda da Yozgat'ı ele geçirirler. Yozgat'a
girenlerin elebaşları arasında, Çapanoğlu Celal, Mahmut, İhsan,
Muhlis gibi kişiler bulunmaktaydı. Zaten olayı organize edenlerde
bunlardı.
Atatürk Çapanoğulları
İsyan hareketinde T.B.M.M.'de söyle izah etmiştir:" Çapanoğulları'ndan
Celal, Edip beyler, Aynacıoğulları ve Deli Ömer gibi birtakım
eşkiyayı baylarına toplayarak 13 Haziran'da Sorgun, 14 Haziran'da
Yozgat'ı istilâ ederek, büyük bir mıntıkaya hâkim oldular..."
19 haziran 1920'de Genelkurmay'ın verdiği bir emir ile, isyan
bölgesinde toplanmış âsi kuvvetleri dağıtılıp, isyanın kışkırtıcılarını
cezalandırmak için Ethem Bey'in görevlendirilmesine karar
verildi. Çerkez Ethem, Yozgat'a tamamen hâkim olduktan sonra,
daha önceki dönemlerde yaptığı gibi, şimdiki askerlik Şubesi
binasında Hiyanet-i Vataniye Kanunu'na dayanarak Askeri Mahkeme
Kurarak, isyanda rolü bulunanları cezalandırmıştır. Çerkez
Ethem Yozgat'tan sonra Sorgun ve Alaca'da da âsilerin isyanını
bastırdı. Yozgat- Alaca yolu üzerindeki Arapseyfi' de toplanan
isyancıları da bertaraf ederek Yozgat'taki isyan direnişini
kırdı.Milli kütüphane arşivlerinde yapılan taramalarda ele
geçen salnamelere göre (1874,1887,1898 ve 1905 sayılı) merkez
ilçesine bağlı bir bucak olduğu görülmektedir. T.B.M. Meclisi'nin
ikinci dönem 30 Mayız 1926 tarihinde kabul edilin 877 Sayılı
Teşkilât'ı Mülkiyye kanunu ile Resmi Gazete 'de yayım tarihi
olan 26 Haziran 1926'da ilçe olmuştur. Bu kanunun altında
o dönemde milletvekili olan şu kişilerin imzası bulunmaktadır:
Avni DOĞAN, Ahmet Hamdi Bey, Salih Bozok ve Süleyman Sırrı
İçöz, Bu tarihten sonra halk arasında KÖHNE-İ KEBİR olarak
bilinen ( Büyük Köhne) ilçemiz Sorgun adıyla anılmaya başlanmıştır.
Bir ara ilçeye, Söğütlük ve Yeşilova dendiği de bilinmektedir.
Adı hakkında
ileri sürülen rivayetlerden birine göre; Sorgun ismi " Sor
da Kon" dan gelmektedir. Türklere Anadolu'nun kapılarını açan
1071 Malazgirt Zafer' in den sonra Selçukluların bir kolu
olan "Gani Baba, Halil Baba, Baba-Ali ve Bedir Baba" adlarındaki
komutanlar birbiri arkasından bu bölgeyi işgâl etmişlerdir.
Burayı fetheden Bedir Baba Kuvvetlerinin arkasından gelen
komutan, Bedir Babaya şöyle seslenir;
" Bedir, sen
konacağın yeri bilmiyorsun. Konacağın yeri " SOR DA KON",
geldin de Cenevizlilerin pisliğine mi kondun". İşte ondan
sonradır ki " Sor da Kon" sözü zamanla " SORGUN" şeklinde
konuşulur ve yazılır.
SORGUN'UN
COĞRAFİ DURUMU:
İç Anadolu bölgesinde Bozok platosu üzerinde, doğu-
batı istikametinde İzmir'den başlayıp, Türkiye'nin doğusunda
Gürbulak sınır kapısına kadar uzanan ve oradan İran'a kadar
açılan E-88 karayolu, ilçe merkezinin içinden geçer. 16. y.y.'da
45 vergi nüfusuna sahip bir Ekinli iken bugün hızla gelişen,
nüfusu köylerle birlikte yüz yirmi bini aşan, Yozgat'ın en
büyük ilçesi olmuştur. 
Coğrafi bakımdan il merkezine ve başkente yakın olması dolayısıyla
çevresi ile kolay ilişki kurabilme şansına ve diğer bazı ilçelere
merkez olma duruma sahiptir. Konumu itibariyle, 34-36 derece
ve 10 dakika doğu meridyenleri ( boylamı) ile, 39-40 derece
ve 15 dakika kuzey paralelleri arasında yer alır. İl merkezine
35 km. uzaklıktadır. İlçe; doğudan Akdağmadeni ve Saraykent,
güneyden Sarıkaya, kuzeyden Çorum- Aydıncık- Çekerek, batıdan
Yozgat ile çevrili olup ve yüz ölçümü 1769 km. kare olup deniz
seviyesinden 950 metre yüksekliktedir.Yozgat çevresi arazisi
eski bir temele dayandığı, buradaki kırılmalardan anlaşılmaktadır.
Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar 3. zamanda kırılarak oluşurken,
Orta Anadolu' muzun bu yerlerinde kırılmalar oluşmuştur ki,
Sorgun sıcak su kaynakları buradaki yer kabuğu kırılma olayının
bir delilidir. Yöre yer altı suyu bakımından zengindir.
Sorgun- Akdağmadeni çizgisinin güneyi 3. derecede deprem kuşağı
üzerinde yer alması ile ilçemiz yerleşim yönünden şanslıdır.Bozok
Yaylası'nın geniş plato sahası içerisinde yer alan ilçe arazisine
tamamen düzlük hakimdir. İlçenin kuzeydoğusu dağlık araziye
sahiptir. Meselâ; Eymir Yaylası İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi
arasında doğal dağlık bir sınır oluşur. Bölgede yükselen tepeler
fazla ve yüksek değildir. İlçenin güneyindeki Kerkenez Dağları'nın
devamı olan aşınmış tepeler, Üç tepeler bulunur. Hafif engebeler
kuzeye gittikçe yükselir. Sivri, Halil Baba, Durali Baba,
ilçenin en yüksek yerleri olarak sayılır.
İlçenin güneyinden geçen " Eğriöz Çayı"
kuzeyinden gelen " Delibaş Çayı" Sorgun' un içinde birleşerek
en büyük akarsuyunu oluşturur. Eğriöz Çayı, Konak suyunun
bir kolu olup 65 km. uzunluğundadır. İlçe sınırları arasında
yapılan göletler şunlardır: Dişli, Yaycılar, Doğankent, Karakaya
ve İki kara göletleridir.İlçemizde il genelinde olduğu gibi
tipik Anadolu iklimi hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar
soğuk ve sert olan kara iklimi hüküm sürer. Kuraklık ve step
bitki örtüsü yörenin tanıtıçı özelliklerindendir.Yöre yer
altı suyu bakımından zengindir.ve Ağustos sıcak ve kurak aylardır.
Yılın en soğuk ayı Ocak'tır. Kış ve ilkbahar yağışlı mevsimlerdir.
Kışlar kar yağışı şeklinde olur. Sorgun' un 10,504 hektarlık
alanı ormanla kaplıdır. Kuralık sonucu tabi bitki örtüsü bozkır
halindedir. İlçenin kuzey ve kuzey- doğusu, Eymir- Gökiniş-
Karalık- Gevrek- Araplı çizgisinde meşelik azda olsa çam ormanları
vardır. Ayrıca ilçe genelinde derelerin kenarları kavak ve
söğüt ağaçlarla çevrilidir. Suyu bol bazı köylerde projeli
kavaklıklar kurulmuştur. Elma, armut, ceviz, erik, kaysı,
iğde gibi ağaçlarda yetiştirilmektedir.
SORGUN'UN
EKONOMİK DURUMU:
İlçe genelinde
nüfusun bir bölümü tarımla uğraşmaktadır. Tarımsal işletmeler
genelde küçük ve ora değerde olup, bunun yanı sıra kiracılık
ve ortakçılık şeklindeki üretim de yaygındır. İlçe bir tahıl
ambarıdır. Az da olsa sulu tarımda yapıldığı halde daha çok
kuru şartlarda hububat üretilmektedir. Birinci sırayı buğday
alır. Bunu arpa ve çavdar üretimi izler. Bunları baklagillerden
nohut, mercimek üretimi takip eder. İlçede şeker pancarı üretimi
de oldukça fazla olup 1998 yılında Şeker Fabrikasının faaliyete
geçmesi nedeniyle şeker pancarı üretimi oldukça artmıştır.
İlçemizde bağ, bahçe ziraatı daha ziyade aile ve il içi tüketime
yöneliktir. Bitkisel üretimin yanında hayvancılıkta önemli
yer tutmaktadır. Tarımsal işletmelerin hemen hepsine hayvancılık
teşvik uygulamaları ilçede modern hayvancılığa doğru gidişi
hızlandırmıştır. Tabii, Sun' i tohumlama, ithal inek dağıtımı
ile kaynak kullanımı destekleme fonundan teşvikle modern işletmeler
kurulmasına çalışmaktadırlar.
İlçede kurulan
yumurta ve et tavukçuluğu ile küçükbaş ve büyükbaş çiftlikleri
her geçen gün çoğalmaktadır. İlçede gelişmeye paralel olarak
şirketleşme ve kooperatifleşme çalışmalarında önemli artışlar
kaydedilmiştir. İlçedeki kömür ocakları nakliyeciliğin, nakliyecilikte
ticaretin hareketlenmesine sebep olmuştur. Yine ilçemizde
küçük sanayi sitesi, taşıyıcılar kooperatifi, tuğla fabrikaları,
gıda ve yem fabrikaları ilçe ekonomisinin gelişmesinde katkıda
bulunmaktadırlar.
NÜFUS
DURUMU:
1990 Yılında
yapılan nüfus sayımında, İlçemizin nüfusu 97.657 30 Kasım
1997 yılında yapılan genel nüfus tespitine göre, nüfusu 118.160
iken 22 Ekim 2000 tarihinde yapılan nüfus sayımının kesin
sonucuna göre, nüfusu 120.262'ye ulaşmıştır.İlçe merkezinin
nüfusu 53.884, belediyelerin nüfusu 39.434 ve köylerin nüfusu
ise 26.944 olarak tespit edilmiştir. Nüfusun %81, 5' i belediye
teşkilatında, %18, 5'i köylerde yaşamaktadır.
|