Anasayfa arrow Sorgun
 
 
Ana Menü
Anasayfa
Haberler
Köylerimiz
Kerkenes
Ulusal Basın
Sorgun
Yazarlar
Arama
Linkler
İletişim
Arşiv
Seri İlanlar
Forum
Google
cheap software
oem software
cheap viagra
cheap cigarettes
Sorgun Yazdır E-posta
Çarşamba, 25 Nisan 2007

SORGUN'UN TARİHİ :

Anadolu, birçok göçlere sahne olması, burada birçok devletlerin kurulması ve önemli medeniyetlerin yer alması bakımından dünya tarihinde özel bir değer taşır. Bölgemiz ise bu önemli ülkenin düğüm noktasını teşkil eder. M. Ö. 230'dan sonra, daha önce balkanlardan Anadolu'ya geçmiş olan Galatlar, İç Anadolu'ya yerleştiler. M.Ö. ikinci asırda, Romalılar birçok fırsattan ustalıkla istifade ederek, " Asya Eyaleti" ni genişlettiler ve bütün Anadolu'yla beraber bölgemizi de ele geçirdiler. İlçemizde Alişar ve Kerkenez Dağı'nda yapılan inceleme ve kazılarla " Hitit ve Eski Devirlere" ait daha sağlıklı bilgiler elde edinilmiştir.

M.Ö. 395 yılında, Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, Anadolu ve dolayısıyla bölgemiz, Doğu İmparatorluğu'nun (Bizans'ın) payına düştü. Bizanslılar zamanında bu bölgenin " Pitriya" adıyla anıldığı rivayet edilmektedir. Bu bölge 1071 Malazgirt zaferinden sonra Türk topraklarına katılmıştır. Önceleri merkezi İznik olarak kurulan (1075 ) Türk Devleti' ne bağlı Kayseri Beyliği'nin sınırları içerisindeyken, 1127' den sonra Anadolu Selçuklu Devleti'ne tabii Danişmend Oğulları Beyliği'nin topraklarına katılmıştır. Şeyh Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin halifelerinden Emirci Sultan ( Lakabı Şerefüddin) adı ile anılan Osman Efendi, bu dönemde gelerek bölgenin islâmlaşmasında büyük hizmetler vermiştir. Salmanlı, Danışman ( Danışman Çiftliği) Cihanşarlı köyü arazisi içindedir. vs. gibi aile ve köy isimleri Danışmendlilerden gelmektedir. Bölge 12.y.y.' da ikinci Kılıçarslan Danışmendlilerin hakimiyetine son verince, Selçuklu hakimiyetine girmiştir.

sorgun11.jpg" Boz Ok, bilindiği gibi, 24 boydan meydana gelen Oğuzeli'nin oniki boyunun umumi adıdır. Oğuzlar Anadoluya geldiklerinde söz konusu kol teşkilatını da uzun bir süre devam ettirdiler. Türkiye'nin hemen her bölgesinde Boz Ok ve Üç Ok kollarına mensup oymaklar yan yana yurt tutmuşlardır. Ancak Yozgat ve ona komşu bazı yörelerde daha ziyade Boz Oklu oymakların, Çukurova'da da Üç okların çoğunluğu teşkil ettikleri görülür. Bunun bir neticesi olarak adı geçen bölgelerdeki oymaklar uzun bir zaman kendi kol adlarıyla, yani Boz Ok ve Üç Ok adlarıyla anılmıştır. Böylece Boz Ok bir müddet Yozgat ve ona komşu bazı yörelerdeki oymak tarafından taşındıktan sonra bölgenin adı olmuş ve bu cumhuriyet devrine kadar gelmiştir."

Dulkadir Beyliği'nin 1522'de yıkılması üzerine bölgenin hakimiyeti, Osmanlı devletinin himayesine girmiştir. Çelebi Mehmet zamanında Yozgat, Sorgun ve komşu mahallelere yerleşen birçok oymak vardı. Asıl Boz Ok kazası nihayetlerini Batlı, Kara Dere, Aşağı Konak, Sorgun, Delice Öz, Selmanlu ve Ak dağ kazası nihayetlerini de Yukarı Konak, Alikı, Ak Dağ, Boğazlıyan, Gedik ve Çubuk teşkil etmektedir. Bu nahiyelerin sınırları kesin olarak tespit etmek oldukça müşküldür.

Sorkun(Sorgun):Burası aşağı yukarı bugünkü Sorgun kazasına tekabül etmektedir. Bu nahiyede "Kemhalu, İncesu, Karaca Eymir, Eşel meydanı, Üç Köyü, Arap deresi ( hepsi Zâkirli oymadığından, Kamber Pınarı ( Tatar'dan) Kancık, Key Geldi, İğdeli Pınar ( Kızıl Kocalu' dan, ) Kırk Pınar Karaca Viran her ikisi de Selmalu'dan ), Kara Pınar, Dede Fakih, Göl Kavak, Alişar Dede, İsmail Viran'ı Orta Viran, Kasın Viran, (hepsi Ağaçlu'nun Közcü obasından ) Budak Fakih, Peynir Yemez, Kara Hacılu ( hepsi ta oymağından,)Kızılca Kışla Aygudulu, Maksudlu, ( diğer adı: Yen Beğlü), Ağaç Kaya ( diğer adı: Piri Fakihli tat), Karaca Kosuk ve Sar Günü (her ikisi Çurgardan)"...Sorgun 16. y.y.'da Anadolu'ya yerleşen boylardan, KAYI BOYU' na ait, BOZOK SANCAĞI' na bağlı, vasfı EKİNLİK olarak gösterilen, 45 vergi nufusuna sahip bir yerleşim yeridir.

Zâkirlu: Zâkirlular,Yozgat'ın doğusunda,Sorgun yöresinde yaşamakta ve yala Hacılu, Ramazanlu, Orhan Hacılu, Emir Gazilu ve daha birçok obalara ayrılmakta idiler. Bu boya mensup bir beğin Safeviler ile yapılan savaşlarda öldüğünü biliyoruz. Sorgun'da Zâkiru ve Kızıl Kocalu gibi her iki oymakta yaşamaktadır.

"XVI.Y.y. başından itibaren bir sancak olarak bilinen Bozok, Sivas eyaletine bağlıydı. Sancağın idaresinden itibaren başta sancak beyi olmak üzere kadı, çeribaşı, alaybeyi, sipahi kathadü yeri ve yeniçeri serdarı sorumluydu. XXII. y.y. ortasında 1 has, 19 zeamet ve 731, tımarı bulunan Bozok' tan sefer zamanı sancakbeyinin askerleri ve tımarlı sipahilerle birlikte 1100 kişilik bir kuvvet cepheye gönderilebilmekteydi. Sancağın kazaları Sorgun, Akdağ, Hüseyinova , Budaközü, Beşiközü, Kızılocalu, Gedük, Çubuk, Emlâk, Boğazlıyan, Süleymanlı-i Sağır ve Han- ı Cedit'ten ibaretti. Bozok bölgesinde yaşayan eşkiya ve âsi konargöçenlerden oldukça zulüm, ve zarar görüyorlardı. Bunun üzerine XVII. Y.y. sonlarında Mamalü aşiretine Bozok'u eşkiyadan korumakla vazifelendirildi. 1715-1718 yıllarına gelindiğinde ise kapısız leventler bölgede eşkiyalık faaliyetleri sürdürüyorlardı.

Çapanoğulları'nın Menşei: Çapanoğulları' nın ve Bozok sancağı'na yerleşmeleri hakkında bilinenler rivayetten öteye gitmemekte ve belgeye dayanmamaktadır. Bu ailelerin menşeini Marhalu, Çapanlu, Teke, Bayat, Cerit ve kara papaklara bağlayan rivayet farziyeler vardır. Belgeye dayanmamasına rağmen Çapanoğulları'nın Mamalu Türkmenleri'nden olmaları kuvvetli bir ihtimaldir. Ailenin adı geçen oymak voyvodalığını üzerine bulunması ve fertlerin tehlikeler karşısında aynı oymağa sığınmaları bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Çapanoğulları Çapan Ömer Ağa'nın ölüm yılı olan 1704'ten önce Bozok bölgesine yerleştikleri kesindir. Rivayetlere göre 1650'lerde Horosan'dan ayrılan Çapanoğulları, Sam civarında bırakıp Bozok'u yurt edindiler. Osmanlı hükümeti, 1696'da aldığı bir kararla Bozok bölgesine Mamalu Türkmen oymaklarının iskanını başlattı. Buraya yerleştiren oymaklar arasında Çapanoğulları' nın bulunduğu düşünüle bilinir.

Yozgat bilhassa 93 (1877-1878) harbi, 1, ve 2, balkan harpleri ve 1. Dünya Harbi esasında; savaşa asker göndermesi, ordunun iâşesini temin etmesi bakımından birçok fedekârlıklar gösterdiği gibi bu savaşlarda istila edilen bölgelerden çıkıp gelen insanları barındırması bakımından da ayrı bir yere sahiptir. Milli mücadele döneminde, itilaf devletlerinin hile ve tertiplerinin tesirleri Yozgat'ta da görülmektedir. Bu hile ve tertipler arasında Ermeni Cemiyetleri'nin faaliyetleri ve zulmü ile, İngilizler tarafından halkın inançlarının istismarını saymak mümkündür. Yozgat, Milli Mücâdele yıllarında istilaya uğramayan illerimizden biridir. Onun için, bir Urfa, bir Maraş gibi kahramanlıklarını dünyaya duyuramamıştır. Fakat savaşın bütün acılarını ve sıkıntılarını çekmiştir.Cephe gerisi yapılması gereken her fedekârlığı yapmıştır. Çapanoğlu isyanı' nın lideri durumunda olan Edip Celal ve Halit Beyler, Çapanoğlu Süleyman Bey'in üçüncü göbekten torunları olan Hacı Osman Nuri Bey'in oğullarıdır. Hacı Osman Bey'in dördüncü oğlu olan Salih Bey ise, bu hadisenin tamamen dışında kalmıştır.

sorgun14.jpgBölgede bu menfi propagandaların tesiriyle birçok Çapanoğlu isyanı husule gelmiş, bu isyanlar sebebiyle halkın tamamı isyankâr olarak tanıtılmaya çalışılmıştır. Halbuki bu isyan, söz konusu bu aileden üç kişinin iştirakiyle ortaya çıkmıştır. Halkın bu isyanla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Eğer Kuvâ-yi Milliye'nin maksadı, Anadolu'nun her tarafına iyice anlatılmış olunsaydı, belki de böyle bir isyan zuhur etmeyecekti. İsyanın iki saat gibi çok kısa bir zamanda bastırılması da bu hareketin ne kadar küçük bir hareket olduğunu göstermektedir. Çapanoğullar, 13 Haziran 1920'de Sorgun (Köhne) Nahiyesi'ni basarak, buraya hakim olup, 14 Haziranda da Yozgat'ı ele geçirirler. Yozgat'a girenlerin elebaşları arasında, Çapanoğlu Celal, Mahmut, İhsan, Muhlis gibi kişiler bulunmaktaydı. Zaten olayı organize edenlerde bunlardı.

Atatürk Çapanoğulları İsyan hareketinde T.B.M.M.'de söyle izah etmiştir:" Çapanoğulları'ndan Celal, Edip beyler, Aynacıoğulları ve Deli Ömer gibi birtakım eşkiyayı baylarına toplayarak 13 Haziran'da Sorgun, 14 Haziran'da Yozgat'ı istilâ ederek, büyük bir mıntıkaya hâkim oldular..." 19 haziran 1920'de Genelkurmay'ın verdiği bir emir ile, isyan bölgesinde toplanmış âsi kuvvetleri dağıtılıp, isyanın kışkırtıcılarını cezalandırmak için Ethem Bey'in görevlendirilmesine karar verildi. Çerkez Ethem, Yozgat'a tamamen hâkim olduktan sonra, daha önceki dönemlerde yaptığı gibi, şimdiki askerlik Şubesi binasında Hiyanet-i Vataniye Kanunu'na dayanarak Askeri Mahkeme Kurarak, isyanda rolü bulunanları cezalandırmıştır. Çerkez Ethem Yozgat'tan sonra Sorgun ve Alaca'da da âsilerin isyanını bastırdı. Yozgat- Alaca yolu üzerindeki Arapseyfi' de toplanan isyancıları da bertaraf ederek Yozgat'taki isyan direnişini kırdı.Milli kütüphane arşivlerinde yapılan taramalarda ele geçen salnamelere göre (1874,1887,1898 ve 1905 sayılı) merkez ilçesine bağlı bir bucak olduğu görülmektedir. T.B.M. Meclisi'nin ikinci dönem 30 Mayız 1926 tarihinde kabul edilin 877 Sayılı Teşkilât'ı Mülkiyye kanunu ile Resmi Gazete 'de yayım tarihi olan 26 Haziran 1926'da ilçe olmuştur. Bu kanunun altında o dönemde milletvekili olan şu kişilerin imzası bulunmaktadır: Avni DOĞAN, Ahmet Hamdi Bey, Salih Bozok ve Süleyman Sırrı İçöz, Bu tarihten sonra halk arasında KÖHNE-İ KEBİR olarak bilinen ( Büyük Köhne) ilçemiz Sorgun adıyla anılmaya başlanmıştır. Bir ara ilçeye, Söğütlük ve Yeşilova dendiği de bilinmektedir.

Adı hakkında ileri sürülen rivayetlerden birine göre; Sorgun ismi " Sor da Kon" dan gelmektedir. Türklere Anadolu'nun kapılarını açan 1071 Malazgirt Zafer' in den sonra Selçukluların bir kolu olan "Gani Baba, Halil Baba, Baba-Ali ve Bedir Baba" adlarındaki komutanlar birbiri arkasından bu bölgeyi işgâl etmişlerdir. Burayı fetheden Bedir Baba Kuvvetlerinin arkasından gelen komutan, Bedir Babaya şöyle seslenir;

" Bedir, sen konacağın yeri bilmiyorsun. Konacağın yeri " SOR DA KON", geldin de Cenevizlilerin pisliğine mi kondun". İşte ondan sonradır ki " Sor da Kon" sözü zamanla " SORGUN" şeklinde konuşulur ve yazılır.

SORGUN'UN COĞRAFİ DURUMU:

İç Anadolu bölgesinde Bozok platosu üzerinde, doğu- batı istikametinde İzmir'den başlayıp, Türkiye'nin doğusunda Gürbulak sınır kapısına kadar uzanan ve oradan İran'a kadar açılan E-88 karayolu, ilçe merkezinin içinden geçer. 16. y.y.'da 45 vergi nüfusuna sahip bir Ekinli iken bugün hızla gelişen, nüfusu köylerle birlikte yüz yirmi bini aşan, Yozgat'ın en büyük ilçesi olmuştur.
sorgun12.jpg
Coğrafi bakımdan il merkezine ve başkente yakın olması dolayısıyla çevresi ile kolay ilişki kurabilme şansına ve diğer bazı ilçelere merkez olma duruma sahiptir. Konumu itibariyle, 34-36 derece ve 10 dakika doğu meridyenleri ( boylamı) ile, 39-40 derece ve 15 dakika kuzey paralelleri arasında yer alır. İl merkezine 35 km. uzaklıktadır. İlçe; doğudan Akdağmadeni ve Saraykent, güneyden Sarıkaya, kuzeyden Çorum- Aydıncık- Çekerek, batıdan Yozgat ile çevrili olup ve yüz ölçümü 1769 km. kare olup deniz seviyesinden 950 metre yüksekliktedir.Yozgat çevresi arazisi eski bir temele dayandığı, buradaki kırılmalardan anlaşılmaktadır. Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar 3. zamanda kırılarak oluşurken, Orta Anadolu' muzun bu yerlerinde kırılmalar oluşmuştur ki, Sorgun sıcak su kaynakları buradaki yer kabuğu kırılma olayının bir delilidir. Yöre yer altı suyu bakımından zengindir.

Sorgun- Akdağmadeni çizgisinin güneyi 3. derecede deprem kuşağı üzerinde yer alması ile ilçemiz yerleşim yönünden şanslıdır.Bozok Yaylası'nın geniş plato sahası içerisinde yer alan ilçe arazisine tamamen düzlük hakimdir. İlçenin kuzeydoğusu dağlık araziye sahiptir. Meselâ; Eymir Yaylası İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi arasında doğal dağlık bir sınır oluşur. Bölgede yükselen tepeler fazla ve yüksek değildir. İlçenin güneyindeki Kerkenez Dağları'nın devamı olan aşınmış tepeler, Üç tepeler bulunur. Hafif engebeler kuzeye gittikçe yükselir. Sivri, Halil Baba, Durali Baba, ilçenin en yüksek yerleri olarak sayılır.

İlçenin güneyinden geçen " Eğriöz Çayı" kuzeyinden gelen " Delibaş Çayı" Sorgun' un içinde birleşerek en büyük akarsuyunu oluşturur. Eğriöz Çayı, Konak suyunun bir kolu olup 65 km. uzunluğundadır. İlçe sınırları arasında yapılan göletler şunlardır: Dişli, Yaycılar, Doğankent, Karakaya ve İki kara göletleridir.İlçemizde il genelinde olduğu gibi tipik Anadolu iklimi hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve sert olan kara iklimi hüküm sürer. Kuraklık ve step bitki örtüsü yörenin tanıtıçı özelliklerindendir.Yöre yer altı suyu bakımından zengindir.ve Ağustos sıcak ve kurak aylardır. Yılın en soğuk ayı Ocak'tır. Kış ve ilkbahar yağışlı mevsimlerdir.

sorgun13.jpg Kışlar kar yağışı şeklinde olur. Sorgun' un 10,504 hektarlık alanı ormanla kaplıdır. Kuralık sonucu tabi bitki örtüsü bozkır halindedir. İlçenin kuzey ve kuzey- doğusu, Eymir- Gökiniş- Karalık- Gevrek- Araplı çizgisinde meşelik azda olsa çam ormanları vardır. Ayrıca ilçe genelinde derelerin kenarları kavak ve söğüt ağaçlarla çevrilidir. Suyu bol bazı köylerde projeli kavaklıklar kurulmuştur. Elma, armut, ceviz, erik, kaysı, iğde gibi ağaçlarda yetiştirilmektedir.

SORGUN'UN EKONOMİK DURUMU:

İlçe genelinde nüfusun bir bölümü tarımla uğraşmaktadır. Tarımsal işletmeler genelde küçük ve ora değerde olup, bunun yanı sıra kiracılık ve ortakçılık şeklindeki üretim de yaygındır. İlçe bir tahıl ambarıdır. Az da olsa sulu tarımda yapıldığı halde daha çok kuru şartlarda hububat üretilmektedir. Birinci sırayı buğday alır. Bunu arpa ve çavdar üretimi izler. Bunları baklagillerden nohut, mercimek üretimi takip eder. İlçede şeker pancarı üretimi de oldukça fazla olup 1998 yılında Şeker Fabrikasının faaliyete geçmesi nedeniyle şeker pancarı üretimi oldukça artmıştır. İlçemizde bağ, bahçe ziraatı daha ziyade aile ve il içi tüketime yöneliktir. Bitkisel üretimin yanında hayvancılıkta önemli yer tutmaktadır. Tarımsal işletmelerin hemen hepsine hayvancılık teşvik uygulamaları ilçede modern hayvancılığa doğru gidişi hızlandırmıştır. Tabii, Sun' i tohumlama, ithal inek dağıtımı ile kaynak kullanımı destekleme fonundan teşvikle modern işletmeler kurulmasına çalışmaktadırlar.

İlçede kurulan yumurta ve et tavukçuluğu ile küçükbaş ve büyükbaş çiftlikleri her geçen gün çoğalmaktadır. İlçede gelişmeye paralel olarak şirketleşme ve kooperatifleşme çalışmalarında önemli artışlar kaydedilmiştir. İlçedeki kömür ocakları nakliyeciliğin, nakliyecilikte ticaretin hareketlenmesine sebep olmuştur. Yine ilçemizde küçük sanayi sitesi, taşıyıcılar kooperatifi, tuğla fabrikaları, gıda ve yem fabrikaları ilçe ekonomisinin gelişmesinde katkıda bulunmaktadırlar.

NÜFUS DURUMU:

1990 Yılında yapılan nüfus sayımında, İlçemizin nüfusu 97.657 30 Kasım 1997 yılında yapılan genel nüfus tespitine göre, nüfusu 118.160 iken 22 Ekim 2000 tarihinde yapılan nüfus sayımının kesin sonucuna göre, nüfusu 120.262'ye ulaşmıştır.İlçe merkezinin nüfusu 53.884, belediyelerin nüfusu 39.434 ve köylerin nüfusu ise 26.944 olarak tespit edilmiştir. Nüfusun %81, 5' i belediye teşkilatında, %18, 5'i köylerde yaşamaktadır.

 
Köylerimiz
Çamurlu
Çamurlu
Ahmetfakili
Ahmetfakili
Alci
Alci
Döviz Kuru(TCMB)
USD Alış1.5033 YTL
USD Satış1.5106 YTL
EURO Alış1.9179 YTL
EURO Satış1.9272 YTL
Foruma Son Eklenenler
Toplam Ziyaretçi
59685811
Son 5 İlan


 
= Resimli
 
 
 
cheap software downloads
Adobe photoshop oem softwarebuy adobe photoshopcheap oem store
cheap software
adobe,corel,microsoftcheap cigarettes
oem software