Anasayfa arrow Yazarlar arrow Yalçın Malgil
 
 
cheap software
oem software
cheap viagra
cheap cigarettes
Yalçın Malgil
TAKİYE ile EVETÇİLER Yazdır E-posta
Cumartesi, 04 Eylül 2010

Anayasa değişikliği için sandık başına gitmeye sayılı gün kaldı.

Oyların renkleri artık belirginleşmeye, kararsızların sayısı her geçen gün azalmaya, Evet- Hayır kanatlarında daha sıkı saf tutulmaya başladı.

Ben oyumun rengini neredeyse her kelime ile açıklamaktan çekinmiyorum.

“Hayır”lı günler diliyorum, “Hayır”lısı ile ülkem bu gereksiz, çıkar değişikliğini aşacaktır görüşünü savunuyorum. Özetle “Hayır”da hayır olduğunu anlatmaya çalışıyorum çevremdeki herkese.

Peki, biliyor musunuz artık “Evet diyeceğim ama…” diye başlayan takiyeciler türedi. Malum takiye, amaçladığı şeyi gizleme ve tersini yapma sanatı. Tayip beye “Hayır”lı olsun.

+   +   +   +   +

“Yahu nereden çıkardın, olur mu öyle şey?” derseniz anlatayım.

Geçenlerde yolum bir cemaat toplantısına düştü.

Zaman zaman onları dinler, amaçlarını hedeflerini öğrenmeye gayret ederim, Sel verip sır vermeseler de bazen işaret vermekten kaçınmıyorlar.

Bu cemaatin adı, dernek olsa da, resmi ve gayri resmi üyeleri arasında bildiğim kadarıyla Cumhurbaşkanlığından tutun, Başbakanlığa, bakanlıklara ve üst düzey bürokrat ve teknokratlardan kadar gönüllüleri var.

Bu günlerde referandumsuz siyaset konuşmayı aklınız alıyor mu?

Söz döndü dolaştı Anayasa değişikliğine geldi.

Biri kalktı, “Ben bu değişikliğe (evet) diyeceğim” diye başladı söze. Etraftan “Ben de, ben de” sesleri yükseldi.

Sonra devam etti, “Ama….” Diye ve tereddütlerini ekledi.

“-Bana ne kardeşim vergi borcunu ödemediği için yurt dışına çıkana izin verilmesinden, bana ne kardeşin birkaç sendikaya üye olmamızdan, ne değişecek sanki. Bana ne be kardeşim yargı organlarındaki üye sayısının artırılmasından. Olsa da olur olmasa da. Ama işte burada ve bunda bir iş var. Memleketin satışına mı hazırlanılıyor acaba kuşkusu kemiriyor içimi…”

Bu kez etraftan “Benim de, benim de” sözleri yükselmeye başladı.

Dayanamadım, oylarının “Evet”li değil “Hayır”lı olması gerektiğini anlatmaya gayret ettim. Dinlediler, “Olmaz, evet” dediler.

Sonra biri kulağıma doğru eğilerek sıraladı cümlelerini:

“Sen takiye diye bir şey duymadın mı? Oy verme kabinine gireriz oyumuzu basarız. O Allah ile oyu kullanan arasındadır. Gerisi boş. He, (Evet) diyeceğim ben.”

İşte benim takiyeli evet’çiler…

Allah hayırlısıyla sayılarını artırsın…

+  +  +  +  +

Düşündüm de, Başbakanımız Erdoğan, son günlerde Anayasa değişikliğinin yapılamaması, yanı hayır çıkmasının bir şeyi değiştirmeyeceğini, şimdiye kadar yürürlükte olan Anayasa ile yola devam edebileceklerini neden söylüyor?

Demek ki “Evet artık, çantada keklik” değil.

Ha yola devam mı?

O biraz zor, Hele bir şu anayasa değişikliğinin “Hayır”lısını yakalayalım, gerisi gelir bence…

Her şey gönlünüzce, “Hayır”lısı iledoğrudan yana olsun.

 
FATİHİN BEDDUASI Yazdır E-posta
Cuma, 27 Ağustos 2010

12 Eylül’de sandık başına gideceğiz ve halkın oylarıyla Anayasa değişikliği için “Evet-Hayır” diyeceğiz.

Şimdi size, memurumuz- işçimiz, esnafımız- sanatkârımız, yaşlımıza-gencimize, Müslüman- gayri Müslümancımıza, yaşanmış ve bir çok eserde yer alan bir hikâyeyi tekrarlayacağım:

İstanbul kuşatma altındayken Fatih Sultan Mehmet tebdil-i kıyafet Osmanlı ahalisinin nabzını tutuyordu. Bir evden inleme sesi duydu ve buyurdu:

“- Tiz getirim kimdir bu inleyen…”

Fatih’in cengâverleri evden bir keşişi alıp geldiler. Sultan keşişe neden inlediğini sordu. Keşiş de urbasını sıyırarak sırtındaki kırbaç izlerini gösterdi, “Bunun için padişahım” dedi.

Sultan, neden kırbaçlandığını sorunca keşiş başladı anlatmaya:

“- Bizans İmparatoru çağırdı ve sordu.(Konstantinopolis ilelebet Bizans’ın olacak değil mi?) diye. Ben de kısa süre sonra Bizans’ın kalmayacağını ve Konstantinopolis’in düşeceğini söyledim. Çok kızdı. Kehanetimi değiştirmemi istedi. Değiştiremezdim. Üç kez kehanetimi tekrarlayınca kırbaçlandım ve şehirden atıldım. Biliyorum ki o şehri sen fethedeceksin.”

Fatih bu sözler üzerine düşündü ve sordu: “Bire keşiş. O şehir ilelebet benim evlatlarımın mı olacak? Korkma doğruyu söyle kırbaçlanmayacaksın ve hür olacaksın.”

Keşiş bir Fatih Sultan Mehmet’in keskin bakışlarına, bir de çevresindeki cengâverlerin çakı gibi duruşlarına göz gezdirdi ve yeni bir kehanette bulundu:

“- O şehri topla, kılıçla, okla fethedeceksin. Asırlar, asırlarca torunlarınızın olacak. Ama neslin fakir düşecek ve karış karış satılarak parayla el değiştirecek.”

Bu kehanet üzerine Peygamberimizin işaret ve ifade ettiği büyük komutan Fatih’in gözlerinde adeta yıldırımlar çaktı ve sağ kolunu göğe doğru kaldırıp işaret parmağı ile İstanbul’u göstererek haykırdı:

“- Allahın izni ile o şehir bir Osmanlı, bir İslam şehri olacak. Ama kim ki o şehrin bir karış toprağını gâvura satarsa Allah onu cehennemimde ebediyen hapsetsin, hapsetsin, hapsetsin.”

+  +  +  +

“Bayram değil, seyran değil” niye yazdın bu hikâyeyi diye sorarsanız, işte yanıtı:

Telekom satıldı, satışın iptali Anayasa Mahkemesine gitti. Durdu, durmadı.

Galata Kulesi satıldı, satış yargı ile iptal edildi.

TÜPRAŞ satıldı satış idare mahkemesince iptal edildi.

Et-Balık Kurumuzdan tut say say bitmiyor. Özelleşme adı altında yapılan satışların.

+  +  +  +  +

Sadede gelelim mi?

Ben bu Anayasa değişikliğine “Hayır” oyu vereceğim. Kararımda siyasi değil. Değişiklik metniyle yargı organlarında denge değişikliği yaratılıyor. Kimse inkar etmesin. Yani yargıya siyaset karışıyor. Siyasi satarsa yargı onayacak.

O zaman ne olacak, hani şu satışı duran Galata Kulesi, TÜPRAŞ örneği var ya. Uygulamaya talimatla hemen konacak. Hayırlı işler hop, gitti.

Bu memleket için. Belki de Fatih Sultan Mehmet’in bedduasından korktuğum için  “Hayır” oyu vereceğim.

Peki ya siz Osmanlı’nın mirasına sahip çıkanlar, Fatih Sultan Mehmet’i Peygamber Efendimizin mübarek komutanı kabul edenler. Nasıl “Evet” oyu verebileceksiniz.

Oyu evet olanlara saygı duyuyorum ve onları vicdanları ile baş başa bırakıyorum.

Her şey gönlünüzce, doğrudan yana olsun.

 
Hoşçakalın... Yazdır E-posta
Cuma, 20 Haziran 2008

Gazeteci Yalçın Malgil aşağıdaki yazısıyla Turk Time veda etti.

Sizlerle burada çok şey paylaştım…

Meclis kulislerinde milletvekillerinin anlattıkları fıkraları, birbirlerini nasıl işlettiklerini,  Başkanlığın icraatlarını…

Duygularımı anlattım, duygularınızı kalemimle  resmetmeye çalıştım.

Hayatı bir futbol sahası gibi görüp, ne yaşadıysam,neler yaşadıysam taraf olmama rağmen, tarafsızlık içinde size aktarmaya çalıştım.

 Türk Time'ın patronu sevgili kardeşim Talat Atilla'ya ve bu güçlü siteye destek vermeye çalıştım.

 Geriye bakınca hiç de azımsanmayacak bir zamanı aştığımı gördüm. Eh, az değil   2 yıl çoktan geride kalmış…

 Dostlarım, arkadaşlarımdan bir çoğu, hiçbir maddi ve manevi menfaat gözetmeden yazılarımla bu kadar uzun süre sizinle olmamı benim bu sitenin demirbaşı olduğum esprisiyle bile karşıladılar.

Bunlardan gocunmadım…                         

 Ancak genç meslektaşlarımı da hiç göz ardı etmemeye de elimden geldiğince özen gösterdim. Bu sütunu tamamen boşaltarak da desteğimi sürdürebileceğim düşüncemi her zaman muhafaza ettim.  

Kaç dönemdir kaç partiden milletvekili olduğunu unuttuğumuz siyasetçiler, seçim meydanlarının yenik liderleri gibi bu köşeye yapışıp kalmak da istemedim.

14 Haziran 2006  tarihinden bu yana haftanın bir günü yazılarımda sizleri kırmamaya sadece doğruları Türktime okuyucularıyla paylaşmaya çalıştım.

Sözün özü, Atalarımızın dediği gibi, sürci lisan ettikse affola…

Hoş kalın, hoşça kalın…

 
Kapatma Yerine Yasaklama Yazdır E-posta
Pazartesi, 16 Haziran 2008

Başbakan Erdoğan Meclis Grubuna talimat verdi: "Anayasa Mahkemesi Partimizle ilgili kararını açıklamadan tatile girmek yok."

Bunu sağar sultan bile duydu.

İktidarıyla, muhalefetiyle bu sözler milletvekillerinde "Bu yaz tatil yok" izlenimi yarattı.

İşin rengi Danışma Kurulu toplantıları sonrasında açığa çıktı.

Ak Parti'nin kurmayları muhalefet partilerinin kurmaylarına "Meclis'i 15 Temmuz'da tatile sokma teklifine hazırlanıyoruz" dediler.

Bunu pek kimse duymadı.

Yorumlarsak altından çıkan da şu:

Başbakan Anayasa Mahkemesi kararını açıklamadan tatil olmayacağını söylediğine göre, ya bir işaret  alındı, ya bir hesap yapılarak ona göre harekete geçme hazırlıkları başladı. Hedef tarih de 15 Temmuz.

 *   *   *   *   *   *

Gelelim madalyonun diğer yüzüne…

Anayasa Mahkemesi harıl harıl çalışıyor. Türban kararı çıktı, sıra Ak Parti'nin kapatılması kararına.

Meclis Kananlar dairesine yıllarını vermiş bir ismi lazım değil, Anayasa Mahkemesi ile dirsek temasının sürdüğünü inkar etmeden kararın Temmuz ayı sonuna kadar açıklanabileceğini anlattı ve ilave etti:

"Ancak beklendiği gibi kapatma kararıyla, hem kamuoyunu hem de Avrupa'yı karşılarına almak istemiyorlar gibi bir izlenim edindim. Bu ne demek yasaklar getirilecek. Yani Başbakan ve kurmayların bir kısmına yasak gelirse ne olur? Kapatmadan farkı mı kalır? Tayip Beysiz Ak Parti'nin gücü de ortada bu durumdaki ihtimal hesaplarının yer aldığı anketlere bakın, ne olabileceğini görürüsünüz. Bir de Hazine yardımına kısıtlama gelirse kapatma gerçekleşmiş veya gerçekleşmemiş ne farkı kalır? Yani Anayasanın kapatmayla ilgili şimdiye kadar uygulanmamış fıkrası ilk  kez uygulanabilir, olur biter."

*   *   *   *   *   *

Araştırdım. Bir çok parti kapatma kararı vermiş Anayasa Mahkemesi. Hangi fıkra uygulanmamış diye ve buldum. İşte o Fıkralar:

Siyasî partilerin uyacakları esaslar:MADDE 69.

FIKRA 7-(Ek: 3.10.2001-4709/25 md.) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir. 

FIKRA 8- Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.

FIKRA 9- Bir siyasî partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar.

Açık değil mi?

 

 
VEKİLLERDE BUNU YAPARLARSA Yazdır E-posta
Cumartesi, 07 Haziran 2008

Anayasa Mahkemesi iki önemli kararından birini verdi. Başörtüsü için yeniden yasak geldi, yorumlandı…

Sırada Ak Parti'nin kapatılmasıyla ilgili karar var. Bu iki davanın arasında bir bağ var mı? Bence tek alaka iddianamenin güçlenmesi. Yani var. İp ucu gibi bir şey.

Anayasa Mahkemesinin kararı taktik savaşı da başlattı.

Ak Parti'nin zamanlaması Anayasa Mahkemesinin kararına paralel erken Genel Seçim hesaplarından, kararın alınmasını geciktirip, 3 yeni Anayasa Mahkemesi üyesi atanması sonrasına bıraktırmak için neler yapılabileceğine kadar her şey var.

Tabii ki Ak Parti kapatılır Başbakan Erdoğan dahil kurmaylara siyasi yasaklar gelirse yapılacaklar perde arksında aşağı yukarı belirlenmiş durumda.

   *   *   *   *   *   *

Gelelim Meclis cenahına…

Orada da üstü kapalıda olsa bir takım hazırlıklar dikkat çekiyor.

Mesela TBMM Başkanı Köksal Toptan "Benden bir eser kalsın" düşüncesi ile olsa gerek 1920'den günümüze Milletvekili albümü hazırlanması talimatı verdi.

Albüm kapsamlı ve değişik bir formatta hazırlanıyor. Bütün milletvekillerinin özlük bilgileri Emekli Sandığı'ndan TBMM Başkanlığına aktarıldığı içinde gerekli düzeltmeler yapılıyor.

"Nasıl yani?" demeyin…

Ben çok gördüm… X vekilin albüm bilgilerine bakarsınız, yabancı dili iyi derecede İngilizce'dir. Ama tek kelime ingilizce bilmez.

Çocuk sayısı 2 görünür, 5 kızı sağlık yardımından yararlanır…

Bunun nedeni de vekiller mazbatalarını alıp geldiklerinde beyan esası ile doldurdukları formdur.

Yani bazı bilgileri yanlıştır.

Gelen formlar bu yanlışları düzelttiriyor.

Gerçek bilgiler ortaya çıkıp 1920'den 2008'e Meclis albümüne birer birer yazılıyor.

Yapılan düzeltmeleri isimlendirmek istemiyorum. Ama sizinle genel olarak paylaşabilirim.

Mesela babasının adı ile milletvekilliği yapıp kayıtları bu şekilde olanlar var.         Alakasız soy isimlerle eski Meclis albümünde yer alan bayan milletvekilleri var. Bunlar çok da eski değil, geçen dönem yani 22.Dönemde vekiller arasında bile bulunuyor.

Şimdi sıkı durun… Anasının adını bile yanlış kaydettiren milletvekili var. Orta öğretim diplomasını bir tarafa bırakıp bitirdiği üniversiteyi yazanda…

Anlaşılan bu yanlışlıklar düzeltilecek, cumhuriyet dönemimizi kapsayan, düzeltilmiş bilgilerin yer aldığı dört-dörtlük bir meclis albümü Toptan'ın, pardon Ak Parti'nin bir eseri olarak kalacak.

 

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 56
Köylerimiz
Çamurlu
Çamurlu
Arapli
Arapli
Aşağı Cumafakılı
Aşağı Cumafakılı
Döviz Kuru(TCMB)
USD Alış1.5033 YTL
USD Satış1.5106 YTL
EURO Alış1.9179 YTL
EURO Satış1.9272 YTL
Foruma Son Eklenenler
Toplam Ziyaretçi
59262081
Son 5 İlan


 
= Resimli
 
 
 
cheap software downloads
Adobe photoshop oem softwarebuy adobe photoshopcheap oem store
cheap software
adobe,corel,microsoftcheap cigarettes
oem software