Anasayfa arrow Yazarlar arrow İsa Kayacan
 
 
cheap software
oem software
cheap viagra
cheap cigarettes
İsa Kayacan
Prof. Dr. Yavuz Ahundludan: Karabağ imdat çığlığı Yazdır E-posta
Cumartesi, 04 Eylül 2010

Merkezi Ankara’da bulunan Kültür Ajans yayınlarının 71 ncisi olarak günyüzü gören,”Karabağ imdat çığlığı”(Karabağ Harayı) adlı kitap 120 sayfayla günyüzü gördü.

Kitap,Nahçıvan Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Ganire Asgerova tarafından Türkiye Türkçesine aktarılmış.Redaktörler:Nail Tan-Hayrettin İvgin.

Nahçıvan Devlet Üniversitesi Rektörü  Akd.Prof.Dr.İsa Habibbeyli’nin “Karabağ bütün Türk dünyasının derdidir”başlıklı bir sunuşu var.Bir yerinde:

-“Zamanında teröre karşı kesin mücadele yapılmalıydı.Suçlular,caniler ceza alsaydılar bunlar vuku bulmazdı.Karabağ sorununun temeli teröre bağlıdır.Bu bakımdan Y.Ahundlu’nun düşünceleri çok önemlidir ve ibret vericidir.”deniyor.

Prof.Dr.Yavuz Ahundlu hoca”Türkiye’deki sayın kardeşlerimize”başlığı altında yazdıklarının bir yerinde de şöyle sesleniyor:

-“Maalesef bazı devletlerce de desteklenen bu olaylar bütün dünyanın gözü önünde vuku buluyor.Şunu da ilave edelim ki,bu çirkin olaylara ve suçsuz insanların kitlevi şekilde mahvedilmesine neden olan milli ihtilafa zamanında geçerli cevap verilmemiştir.”

Kitabın içinde yeralan başlıklardan:Ekran karşısındaki düşüncelerden / Kanlı Cumartesi faciası / Bühtancılara (iftiracılara) cevap / Fitnikârlığa çağrı / Hocalı soykırımı / Karabağ meselesinin tarihi kökenleri hakkında bazı kayıtlar / Kanlı seneler unutulmaz / Kanlı günlerimiz / Türk kaynaklarında Ermenilerin soykırıma maruz kalması ve diğer iddiaların asılsızlığı / Ermenilerin Azerbaycan halkına karşı soykırımı,baskı,zorla sınır dışına göçettirme...

Prof.Dr.Yavuz Ahundlu hocamız, çok önemli konunun,bir  kez daha ortaya konulmasını,gerçeklerin ışığında gözler önüne serilmesini sağlamış,yayın yoluyla kamuoyuna,kamuoylarına duyurmuştur.Tebriklerimi, sevgi ve saygılarımı sunuyorum efendim:

   Prof.Dr.Yavuz Ahundlu: Azerbaycanın’ın Nahçıvan Özerk bölgesinin Ordubad şehrinde doğdu.Bakü Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesini birincilikle bitirdi. Önceki yıllarda Nahçıvan daki orta okullarda öğretmenlik yaptı.

Yavuz Ahundlu’nun,Azerbaycan tarihi romanlarını araştırmakta olduğunu öğreniyoruz.Değişik gazete ve dergilerde 200’den fazla makalesi yayınlanan Yavuz Ahundlu’nun makaleleri Türkiye ve İran’da da yayınlanmaktadır.

 

 
Aşk sırra kadem bastı Yazdır E-posta
Cuma, 27 Ağustos 2010

Aşkın duyguları içinde yaşayarak, duyguların doruklaştığı anlardan söz edebilmek, herkesin ortaya koyabildiği anlatım-ifade biçimleri değildir.

Sevgiyi mutluluğa dönüştürebilenler, Uğur Kılıç’lardır.

Elimde, masamda bir şiir kitabı var. Adı: Aşk Sırra Kadem Bastı. Şairi: Uğur Kılıç. Değişik etkinliklerde, sanat toplantılarında tanıdığım bir delikanlı. Gelecek için ümid veren, anlatımı-hitabetiyle göz dolduran bir değerimiz Uğur Kılıç.

72 sayfalık “Aşk Sırra Kadem Bastı”, merkezi Ankara’da bulunan Kültür Ajans yayınlarının 75. incisi olarak günyüzü görmüş.

Yard. Doç. Dr. Erol Barın imzalı kısa bir sunuş var ilk sayfalardan birinde. Hoca, “Aşk Sırra Kadem Bastı, bir nevi aşka adanmış kitaptır” diyor ve doğru söylüyor. Uğur Kılıç, yüreğinde iki büyük sevda olan, annesiyle, yârine ithaf etmiş yazdıklarını.

Genelde kısa soluklu, hece vezni türüyle kaleme alınan, sayfalara aktarılan şiirlerde, Uğur Kılıç farkını hemen hissediyorsunuz. Kişiliğindeki ağırbaşlılık, şiirlerde bu şiirlerin mısralarında da görünüyor, hissediliyor. 5 nci sayfadaki ilk şiir “ Seni ömür boyu arayacağım” dan bir dörtlük verelim anlaşılması, anlaşılmamız bakımından:

Feryadın sesini boğup çıkarak,

Senden sürüklenip sana akarak,

Yaralı, mahmur ve biraz korkarak,

Seni ömür boyu arayacağım.

Uğur Kılıç, şiirlerinin başlıklarıyla da dikkat çekiyor. “Seni unutmaya gücüm yetmedi” başlıbaşına bir anlatım zenginliği, ifade bütünlüğü. Tutarlı, geniş kapsamlı... “Gözlerin bahçemde aşk çiçekleri/Seni unutmaya gücüm yetmedi” mısralarıyla verilmek istenilenlerin uzunluğunu, genişliğini hissetmemek, görmemek mümkün mü?

Geceler boyu yaşanan duygularda, cennet çiçeğine-çiçeklerine bakıp tebessüm ederek anlatmak istediklerinin tutarlılığını gözlerimiz önüne seren Uğur Kılıç, kitabının adı olan “Aşk Sırra Kadem Bastı” da neler söylemektedir, birlikte okuyalım:

Bir yüzü yaşam dünyanın,

Diğer bir yüzü ölüm..

Sevda bir nefeslik durak,

İkirciklenir yürek,

Geç kalınmış yarınımız,

Yaşam, ölüm, aşk arası,

Yürekte sevi yarası,

Son umut kendini astı,

Aşk sırra kadem bastı…

Uğur Kılıç: 1984 yılında Ankara’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Ankara’da tamamladı. Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümünü birincilikle bitirdi. Yüksek Lisansını çocuk klasikleri üzerine yaptı. Türkçe öğretmenliği, editörlük, basın danışmanlığı görevlerinde bulundu.

Pek çok dergi ve gazetede makale, inceleme, şiir ve öyküleri yayımlandı. Uzmanı olduğu “Diksiyon, etkili iletişim, beden dili” alanlarında kitlelere seminer ve kurslar verdi. Uğur Kılıç Türkçe Sevdalıları “DİLSEV” isimli akademik bir derneğin yönetim kurulu başkanlığını yapıyor.

 
Öğrencilerimizden bir başlangıç; Öğretmenlerimizden bir veda Yazdır E-posta
Cumartesi, 21 Ağustos 2010

Hepimizin, okula başladığımız ilk gün heyecanıyla ilgili anıları vardır. Alıştığımız, anne ve baba gibi gördüğümüz öğretmenlerimizden ayrılış günümüzle ilgili hatırlamalarımız vardır. Öğretmenlerimizin de, öğrencilerimizin ilk günüyle ilgili tanık oldukları vardır.

TENEFFÜSÜ BULAMADIM ÖĞRETMENİM

Kadriye Göktepe Susuz… Milli Eğitim bünyesinde, ilköğretim okullarımızda yıllarca başarıları ve aldığı ödülleriyle hatırlanan, Ankara ilköğretim okullarında öğretmenlik yaparak emekli olan değerli bir hocamız. Anlattıklarından biri:

Bir öğretim yılı başlangıcının ilk gününde, sınıfındaki öğrencilerinden Egemen adlı olanı… Kadriye hoca, ilk dersin sonuna doğru; “Çocuklar, şimdi zil çalacak, teneffüse çıkacaksınız, hava alacaksınız, yine zil çalacak sınıfa, yerlerinize gelip oturacaksınız” hatırlatmasında bulunur. Zil çalar, öğrenciler dışarı çıkarlar, ikinci zille de sınıfa gelen öğrencilerden Egemen isimli olanı:

-“Öğretmenim dışarı çıktım, ama teneffüsü bulamadım, havada alamadım” der. Kadriye hoca, teneffüs ve hava almanın ne demek olduğunu uzun uzun anlatır.

MAHBUBE KAYA: SEVGİLİ YAVRULARIM

Torunum Nazlı Aykut, 2009–2010 öğretim yılında, Ankara Arı Okullarının 5/A sınıfında 247 numarayla okudu. Yılsonu geldi, altıncı sınıfa geçtiği için, arkadaşlarından öğretmenlerinden ayrılmaları noktasına gelindi. Başarılı ve değerli bir eğitimci olan, sınıf öğretmeni Mahbube Kaya, tüm öğrencilere olduğu gibi, 16.06.2010 tarihinin taşıyıcısı genel bir mektup vermiş torunum Nazlı’ya. Anlamlı ve hayatın gerçeklerinin neler olduğunu ifade etmesi bakımından, anılan mektubu aynen aşağıya alıyorum:

Sevgili yavrum;

Hayat yolunda ilk beş yılını başarıyla tamamladın, seni kutluyorum.

Sana yaşamına ışık tutacağını düşündüğüm birkaç önerim olacak:

1) Daima yıldızlara ulaşmayı hedefle; çünkü ulaşamasan bile mutlaka yükselirsin.

2) Her zaman dürüst bir insan ol; çünkü temiz kıyılardan uzaklaşanlar, bir daha o limanlara dönemezler.

3) İyi arkadaşlar edin, sağlam dostluklar kur; çünkü onlar senin her zaman yanında olurlar.

4) Sevinçlerini, sıkıntılarını ve başarılarını yakınlarınla paylaş; çünkü sevinçler paylaştıkça çoğalır, üzüntüler paylaştıkça azalır.

5) Her gün belli bir süre sistemli olarak ve kesintisiz çalışmayı alışkanlık haline getir. Çünkü bu, hayatının her aşamasında işine yarayacak.

Canım evladım; hayat boyu güzel yaşantılarınla ve başarılarınla ailene ve bana büyük gurur yaşatacağına olan sonsuz inancımla gözlerinden öpüyorum. Yolun
 
2005 yılında kaybettiğimiz Ahmet Tufan Şentürkün son günleri (4) Yazdır E-posta
Cuma, 13 Ağustos 2010

09 Mayıs 2005 Pazartesi: İshal durumu devam ediyor. Sabah 07.00’den itibaren 2 defa temizlik ve tedavi yaptım. Pişikler hat safhada. 1 adet elma ve havuç suyu içirdim. Saat 11.30’da Güngör Özmen aradı. 4-5 defa temizlik yapıldı. “Yanımda bulun, ayrılma, oku” dedi. Sesi çıkmıyordu. 3 İhlas Fatiha istedi. Yasin okurken “Sadakallahül azim” dedi. Yücel’i Nuran’ı, İsa Kayacan’ı çağır dedi. İsa Kayacan acilen geldi. El ve göz işaretleriyle helalleştiler. İsa Kayacan gitti. Sabah meyve suyu içirmiştim, istifra ettikten sonra Yacel’in kolunda vefat etti. Saat 14.30 “sen gittikten 10 dakika sonra vefat etti” diyerek üzüntü içerisinde İsa Kayacan’a haber verdim.

Sadık Tural aradı. Dostları aranacak, haber verildi. Büyükşehir’den cenaze aracı istenerek, Karşıyaka Mezarlık Morguna götürüldü. Akşam Eskişehir’den Mehmet Ali Kalkan ve arkadaşları geldiler. İsa Kayacan, Ulviye Savtur, Aysel Al, İsmail Kara, Emine  Sönmez evdeydiler, telefonla dostlarına haber verildi.

10 Mayıs 2005 Salı: Sabah gerekli hazırlıklardan sonra, saat 10.00’da Nuran ablayla beraber Karşıyaka Mezarlığı morguna gittik. Cenaze yıkama işleminden sonra, Hacı Bayram camiine getirdik. Öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı (vasiyetine uygun). Namazdan sonra çok sevdiği Toroslara doğru, doğum yeri Lamos (Esentepe)a doğru hareket ettik. Akşam namazını müteakip cenaze namazından sonra, Aşağı Pınar’ın üstünde güzel bir yere defnettik. (Dr. İsa Kayacan, Y. Mak.Müh. Cevat Uygur, Mustafa Ceylan, yeğenleri Yücel Şentürk ve Mustafa Şengül). Konya’dan Sevgi Şengül, Mustafa Ertaş, M. Zeki Akdağ, Saim Sezen, Yaşar Ermiş şefaat ettiler. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Konya’dan uğurladı. Hacıbayram camiine, Yekta Güngör Özden çelenk gönderdi. Önceden telefonla mazeretini bildirdi. Feyzi  Halıcı yerine damadı geldi. Prof. İsmail Parlatır, Naci Alan, Kutlay Pınar, Rıdvan Çongur, Özkan Gönlüm, Hüseyin Balım, Murat Duman, Avukat Ömer Erdoğan, Ahmet Canbaba, Hacıbayram camiindeydiler.

11 Mayıs 2005 Çarşamba: Sabah Erken’den kabristana gittim. Bayram ve Ümit’le taşını toprağını düzelttim. Yasin okudum, resim çektim. Kahvaltıdan sonra Yücel ağabeyle beraber, annemi, babamı, dedemi, anneannemi, teyzemi, ablamın, eniştemin mezarlarını ziyaret ettik. Öğleden sonra hareketle Konya’ya geldik. Eve uğrayıp, yemek ve çaydan sonra 20.00’de Ankara’ya  hareketle 24.00’e yakın eve geldik. Bayram ve Yücel ağabey eve çıkmadılar. Saat 02.00’den sonra uyuyabildik.

12 Mayıs 2005 Perşembe: 07.00’de kalktık. Sağa-sola biraz çeki-düzenden sonra kahvaltı yaptık. İsa Kayacan’a gelişimizi haber verdik. Öğleden sonra İsa Beyle görüştük. Prof. İbrahim Ceylan ve Ali Naili Erdem aradı. Vali Rıza Akdemir’in eşi hastanedeymiş. Şifa diledik.

13 Mayıs 2005 Cuma: Sabah 09.00’da Rıdvan Çongur aradı. Cuma’dan sonra geleceğini söyledi, gelmedi. Abdullah Satoğlu, Hüseyin Yurdabak geldiler (17.00). Akşam 21.00’den sonra Konya’dan hanım ve kızım Nuray geldiler. Yücel ağabey geldi, konuştuk.

14 Mayıs 2005 Cumartesi: Yakup Alacan (Adana) İlkokul öğretmeni…..

Not: Şiirimizin beş yıldızlı çınarı, büyük usta Ahmet Tufan Şentürk’ün rahatsızlığı süresince, yeğenleri Mustafa Şengül, Yücel Şentürk ve Nuran Şentürk Karakılıç’ın gösterdikleri hassasiyet, her türlü takdirin üstündedir. Hele yeğen Mustafa Şengül’ün yukarıda kaydettiğimiz günlükleri, aksatmadan tutuşu ve bana intikal ettirişi karşısında anlam ifade  edecek kelime ve cümle bulamadığımı kaydediyor, sadece kutlamakla yetiniyorum (İK)

 
2005 yılında kaybettiğimiz Ahmet Tufan Şentürkün son günleri (3) Yazdır E-posta
Cumartesi, 07 Ağustos 2010

02 Mayıs 2005 Pazartesi: Gece 03.00 gibi çağırdı, su istedi. Yarım bardak kefir içirdim. Sayıklamalar, konuşmalar vardı. 06.30 da 1 bardak ballı süt ve 3 adet bisküvi yedirdim. (devam): Sabah 06.00’da kaldırdı. Su istedi. Armut, havuç suyu içirdim. Ballı süt, ilaçlar, 3 defa arka arkaya tahliye yaptı. Hazırlıkları tamamladıktan sonra ambulans çağırıp hastaneye gittik. Başkent hastanesinden, Gazi hastanesine gidildi. Tetkik ve tahliller yapıldı. Bir gece acil serviste kaldı. İlaç dahil hiçbir şey yemedi. Serum takıldı. Yücel ağabey gece yanında kaldı.

03 Mayıs 2005 Salı: Tetkik ve tahlillere devam edildi. Öğleden sonra ambulansla eve getirildi. Son derece bitkindi. Hiçbir şey yiyip içmedi. Gece sakin geçti.

04 Mayıs 2005 Çarşamba: Saat 07.00 gibi kaldırdı. Maden suyu istedi. Çok az içti. Elma suyu içirdim. Bir saat sonra üç adet bebe bisküvisi ile ballı süt içirdim. Güngör Özmen, Rıdvan Çongur ve Emine Sönmez aradılar. M. Ali Kalkan Eskişehir’den, Nuray Yılmaz aradı. Gültekin Güngör aradı. İzmit’teymiş. Gelişmeler hakkında bilgilendirildi. Nursel Gündüz aradı. Akşam 19.00’da 1 kase tavuklu şehriye çorbası içti.

05 Mayıs 2005 Perşembe :  Gece sakin geçti. Sabah 06.30 gibi çağırdı. Su verdim, aç karnına ilacını verdim. 07.00 de 1 tatlı kaşığı bal yedi. Başka bir şey kabul etmedi. Kükürt sarısı tahliye yaptı. Temizlik yaptım. “2 gündür uyumuyorum, yatır beni” dedi. TÖMER, Ayşın Alptekinoğlu, Yahya Akengin, Arap Yıldırım aradılar. Saat 14.00 de Arap geldi. Onu evde bırakıp 2 saatliğine dışarıya çıktım. Geldiğimde şuuru bulanıktı. 17.30’da Prof. Dr. Saim Sakaoğlu geldi. Onunla hiç konuşmadı. Gözleri ve elleriyle mukabelede bulundu. Bu görüşme kameraya alındı. Dr. İsa Kayacan geldi, (Armağan-4) kitaplarını getirdi. (Murat Duman ile beraber). Kitabı eline aldı, ön ve arka yüzünü çevirdi, kitabın kapağını öptü, başına koydu. İsa Kayacan’ı kolları arasına aldı, sevincini belirtti. Mutlu olmuştu. Yahya Akengin ve oğlu Abdullah Satoğlu geldiler. İlgisi oldukça azdı. Hiç konuşmadı.

06 Mayıs 2005 Cuma: Saat 03.30 da kalktı. Su verildi, içti. 2 kere tuvalete çıktı.06.30 da tekrar kalktı. “Karnım açıktı” dedi. Bisküvi istedi. Bisküvinin boğazına durduğunu söyledi. Sütle karıştırıp, yedirmeye çalıştım, yemedi. Çok az süt içti.09.00’da yoğurt yedi, uyudu. İsa Kayacan aradı. Nuray hanım aradı, ziyarete gelmek istiyor. Mehmet Ali Kalkan Eskişehir’den aradı. Selamı var. Halil Soyuer’in kızı Nursel Gündüz aradı. Kazancı’lı Nursel aradı. Nuray Yılmaz geldi. Cevat Uygur geldi. Bugün Rıdvan hoca gelmedi.

07 Mayıs 2005 Cumartesi: 06.00’da çağırdı, çok az su içti. Tahliye için klozete oturdu. Önemli bir tahliye yapamadı. 07.30’da yemeği reddetti. Saat 10.00’da Dr. İsa Kayacan aradı. Öğleden sonra geleceğini bildirdi. Sabaha karşı damadımız Ahmet Bülbül geldi (K.Maraş). Akşam 21.00’de Konya’ya gittiler. Bugün, Cevat bey havalı yatak getirdi. Yatağı yerleştirip çalıştırdım. Bugün yemek yemedi. Çok az yoğurt ve 3 kaşık sütlü çorba yedirdim. Bugün tahliye yaptı.

08 Mayıs 2005 Pazar: Sabah 04.00 gibi çağırdı, su istedi. Tahliye yapacağını söyledi, ancak yapmadı. Apışarası ve hayalarında pişikler mevcut, canı yanıyor. Sondayı da çıkarttırdı. Saat 11.00 gibi iki çay bardağı çorba içti, ilaçlarını verdim. Günboyu bir şey yemedi. Akşam 21.00 sularında yattım. Yücel ağabey gelip gitmiş. Saat 24.00 gibi çağırdı. Tahliye yapmış, temizledim. Saat 02.00 gibi bir daha, tamamen sıvı, ishal gibi. Bir adet elma bir adet havuç suyu içirdim. (İshale iyi gelir diye). Şu an saat 02.30, yatacağım.

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 165
Köylerimiz
BuyukEyneli 1
BuyukEyneli 1
BuyukEyneli 4
BuyukEyneli 4
Çayözü
Çayözü
Döviz Kuru(TCMB)
USD Alış1.5033 YTL
USD Satış1.5106 YTL
EURO Alış1.9179 YTL
EURO Satış1.9272 YTL
Foruma Son Eklenenler
Toplam Ziyaretçi
59683377
Son 5 İlan


 
= Resimli
 
 
 
cheap software downloads
Adobe photoshop oem softwarebuy adobe photoshopcheap oem store
cheap software
adobe,corel,microsoftcheap cigarettes
oem software