Anasayfa arrow Yazarlar arrow Ercan Deva
 
 
cheap software
oem software
cheap viagra
cheap cigarettes
Ercan Deva
ORTAK VİZYONA BAĞLI İNSAN KORKU VERİCİ BİR GÜÇTÜR& Yazdır E-posta
Cuma, 27 Ağustos 2010

Spartaküs filmini izleyenler hatırlayacaklardır. Milattan önce 71 yılında bir isyanda bir köle ordusuna önderlik eden Romalı bir gladyatör kölenin öyküsünün uyarlamasıdır. Roma ordularını iki kez yenilgiye uğratmış, ama sonunda uzun bir kuşatma ve savaştan sonra General marcus Crassus tarafından yenilmişlerdir.

Filmde Crassus, Spartaküs’ün ordusunun sağ kalan savaşçılarına şöyle der:

“Köleydiniz, yine köle olacaksınız. Ama, yasal cezanız olan çarmıha gerilmekten Roma lejyonlarının merhametiyle bağışlanacaksınız. Tüm yapacağınız, bana o Spartaküs adlı köleyi teslim etmektir. Çünkü, onu görünüşünden tanımıyorum”

Filmde Spartaküs’ü ünlü aktör Kirk Douglas oynuyordu. Spartaküs ayağa kalkar, “Spartaküs benim “der. Onun yanındaki ayağa kalkar, “Spartaküs benim” der. Hemen onun yanındaki köle ayağa kalkar, “Hayır Spartaküs benim” der. Bir süre sonra, artık herkes ayaktadır.

Bu öykünün hayal mahsülü olup olmaması önemli değildir. Çünkü, derin bir gerçeği vurgulamaktadır. Spartaküs’ün ordusunun sadakati, kişi olarak Spartaküs’e yönelik değildi Bu sadakat, Spartaküs’ün esinlediği ortak bir vizyona, ÖZGÜR İNSAN olma idealine yönelikti. Bu vizyon öylesine zorlayıcıydı ki, hiçbiri ondan vazgeçip köleliğe dönmeye dayanamazdı.

……

Bağlanmış insan sadece oyunu kurallarına göre oynamakla kalmaz. O oyundan sorumludur. Eğer, oyunun kuralları vizyona ulaşmayı engelliyorsa, kuralları değiştirmek için yollar arar. Ortak vizyona bağlanmış bir grup insan “korku verizci bir güç”tür. İmkansız gibi görünenin bile üstesinden gelebilir (Beşinci Disiplin, Peter Senge)

…...

Referandum için 12 Eylül’de sandık başına gideceksiniz. Ya KÖLE gibi davranacaksınız, ya da ÖZGÜR İNSAN düşüncesiyle hareket edeceksiniz. Dikkat edin, korkuyla hareket ederseniz, zihninizde sağlıklı karar veremezsiniz!

 
HAYATA SARILMAK İSTER MİSİNİZ? Yazdır E-posta
Cumartesi, 21 Ağustos 2010

Sonunda “ortak akıl” galip geldi ve siyasi iktidar ile TSK arasındaki gerginleşen ilişkiler, biraz sancılı da olsa tatlıya bağlandı. Teamüllerin dışına çıkıldığını sade vatandaş bile rahatlıkla gördü. Hoş, aynı sıkıntılar geçmiş yıllarda da yaşanmıştı!

Şimdi ise siyasi partilerin liderleri “adeta bir genel seçim varmış gibi” karış karış yurdu dolaşıyorlar. Geçmiş dönemlerde olduğu gibi, siyasette üslup giderek yozlaşıyor. İşin ilginç tarafı 12 Eylül referandumunun sonucu ne olursa olsun, (anketlere göre hayır oyları önde gidiyor) ardından Türkiye bir genel seçim sürecine girecek.

Referandumun “hile”ye geçit vermeyecek biçimde sağlıklı olması için Yüksek Seçim
Kurulu’na büyük sorumluluk düştüğünü vurgulamakta da yarar var.

…………..

Şimdi, ülkenin yaşadığı sorunları bir an için unutup size “Sağlıklı yaşamak ve hayata sarılmak ister misiniz?” diye sorsak yanıtınız ne olurdu?

“Kim istemez ki?” dediğinizi duyar gibiyim.

Gelin o zaman, birkaç önemli bilgiyi paylaşayım sizinle…

Doktor ziyaretlerinin yüzde 60 ila yüzde 90’ı stresle ilişkili imiş! Strese bağlı hastalıklar arasında ülser,alerji,astım,migren ağrıları ve obezite varmış. Stres, Alzheimer hastalığını riskini de artırıyormuş. Spor yapmanın hayatın her alanına faydası var. Sağlığınız yerinde değilse hayattan zevk alamazsınız. Düzenli yürüyüş yapın, mümkünse koşun. Düzenli olarak egzersiz yapın.

Omega-3 yağ asitleri beyne iyi geliyor.Olmayacak iksirleri keşfedin. Siyah çikolata, kırmızı şarap ve kahve hayatınızı uzatabilir. Çok miktarda meyve ve sebze içeren bir beslenme alışkanlığı edinin.
İyimserliğinizi koruyun ki, beyniniz vücudunuzu daha uzun ve sağlıklı yaşamanızı sağlayacak şekilde yönetsin. Her gün rahatlamak ya da meditasyon yapmak için birkaç dakikanızı ayırın. Birkaç kez derin derin nefes olmak mucizeler yaratabilir.

Depresyondaysanız tedavi olun.Bu, hem zihniniz hem de bedeniniz için iyi olur.Bu aktardıklarım, tamamını benimsememe rağmen, benim düşüncelerim değil. Atlanta Emory Üniversitesi Hastanesi’nde beyin cerrahi doçenti ve Grady Memorial Hastanesi’nde servis müdür yardımcısı olarak görev yapan Dr. Sanjay Gupta’nın “Hayata Sarılmak” adlı kitabından çıkardığım birkaç satır başı..

Kaliteli, sağlıklı, aktif hayatımızı mümkün olduğunu sandığımızdan da çok uzatmaya ilişkin bu kılavuz kitabı mutlaka okumalısınız. İnanın, GOA yayını olan bu kitabı okuduktan sonra, yaşama bakışınız çok farklı olacak…

 
ORTAK AKIL YAŞANABİLECEK BİR DEVLET KRİZİNİ ÇÖZEBİLİR& Yazdır E-posta
Cuma, 13 Ağustos 2010

Hükümet ile Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi arasında görüş ayrılıkları
günlerdir aşılamadı. Orgeneral Iğsız’la ilgili özel yetkili savcıların başlattıkları süreç ve ardından yaşananlar sorunun giderek derinleşmesine neden oldu.

Başbakan Erdoğan, TSK ile Hükümet arasında birilerinin gerginlik yaratmaya çalıştıklarını söylüyor. Sayın Başbakan’a, bu gerginliği yaratan kişilerin “bir isimsiz ihbara” dayalı olarak özel yetkili savcıların Ordu içindeki komuta kademesine “çomak sokma” girişimi olup olmadığını sormak gerekiyor. Bu girişimin, Şura çalışmalarına başladığı anda gündeme getirilmesi, “bu kadar da
tesadüf olamaz” dedirtiyor insana. Zamanlama, şeytanlara bile taş çıkartır!Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’un Orgeneral Iğsız ile ilgili tavrı net oldu. Çok yorumlar yapıldı, ama Orgeneral Iğsız’a sıcak bakmayanın Başbakan’ın mı, Cumhurbaşkanı’nın mı, yoksa her ikisinin mi olduğu zihinlerde netleşmedi.Orgeneral Atila Işık’ın emekliliğini istemesi, tutum kişisel de olsa Türk
Silahlı Kuvvetleri’nin onurunu ön planda tuttuğunun kanıtı niteliği taşıyor.

Sayın Işık’ı kutlamak gerekiyor.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Cumhurbaşkanı Gül’ün “Her şey normal” şeklindeki
açıklaması, şaşırtıcı olmaktan öte inandırıcı gibi de görünmüyor. Havada kalmış bir ifade, o kadar…
Krizi çözebilmek çabasıyla Cumhurbaşkanı Gül’ün Kara Kuvvetleri Komutanı ve müstakbel Genelkurmay Başkanı Orgeneral Koşaner’i Köşk’e çağırması da hiyerarşiyi dikkate almayan bir girişim olarak görülüyor. Orgeneral Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda otururken, bu tür bir yaklaşım, hangi gerekçeyle olursa olsun yakışık almıyor!

Başbakan Yardımcısı Çiçek, “Başbakan noter değildir” diyor. Son derece doğru bir tespit. Sayın Çiçek’e “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde mesleğe yıllarını vermiş liyakatli komutanları hafife almak, onların yaklaşımlarını dikkate almamak çözüme mi, çözümsüzlüğe mi hizmet olur?” diye sormak gerekiyor.

Herkes kendi ilgi alanıyla ilgilensin. Siyasi otorite, “karar mercii benim” mantığıyla, TSK’nın hiyerarşik düzenini bozmaktan vazgeçmelidir.

Bırakalım, askerler de asli görevlerini layıkıyla yapabilsinler ve siyasetten uzak dursunlar.

Hükümet ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında yaşanan “ip çekme yarışı”nın bir derin devlet krizine dönüşmeden çözülmesi ülkenin yararınadır. Ortak akıl bunu gerektiriyor…

 
YARGIDAN SONRA, SIRA BELEDİYE BAŞKANLARINI YILDIRMAYA GELDİ! Yazdır E-posta
Cumartesi, 31 Temmuz 2010

Didim Belediye Başkanı Mümin Kamacı, İçişleri Bakanı’nın onayıyla görevinden alındı.

Hakkında sürdürülmekte olan soruşturmaların selameti açısından bu görevden alma kararı uygulanmış.

Peki Kamacı ne yapmış? Didim’de yapılan son yerel seçimde yüzde 49 oranında oy alarak Belediye Başkanlığı’na ikinci kez seçilmiş. Belediye’nin sınırlı maddi olanakları ile ciddi biçimde hizmet vermiş. Didim’in cadde ve sokaklarını tozdan kurtarmış. Bununla yetinmeyip Yenihisar’dan Altınkum’a gelen ana cadde trafik akışının sağlıklı olması için yeniden elden geçirilerek modernize edilmiş. Çevre düzenlemelerine verilen önem sonucu Didim’e görsel güzellik kazandırılmış. Ev kadınlarının gelir yaratabilmelerini sağlamak amacıyla takı ve el sanatları kurslarından başarılı sonuçlar alınmış. Bunlar ilk planda akla gelen birkaç hizmet…

Didim Belediyesi vatandaşlara geçen yıllara oranla çok daha iyi hizmet verirken “güler yüzle” çalışmayı ilke edinmiş…

Peki, Kamacı neden görevden alındı?

Efendim, görevde iken Kamacı, soruşturmayla ilgili delilleri karartabilirmiş.Müfettişler yıllardır onun açığını bulmak için Belediye’de harıl harıl çalışıyorlar. Nasıl delil karartılacaksa!

İşin ilginç yanı Kamacı, hakkında açılmış bulunan soruşturmalardan 7’si beraatle sonuçlanmış. Ancak, beraatle sonuçlanan bu soruşturmalar da “görevden alma gerekçeleri arasında” yer alıyor. Kamacı’nın hakkında mahkemeden çıkmış bir mahkumiyet kararı da bulunmuyor.

Kamacı’nın görevden alınma kararının gerisinde son zamanlarda yaptığı icraatlarla muhalefet partilerinin hedefi haline gelen Aydın Valisi’nin parmağı olduğu konuşuluyor.

Kamacı’nın görevden alınması, Didim’de büyük tepkilere yol açtı. CHP’liler, çalışkan belediye başkanı Kamacı’ya güvenlerini verdikleri sıcak destekle dile getirdiler. Bu arada, Kamacı, kararı “yargısız infaz” olarak değerlendirdi.

Didim’de görevden alma kararı, hukuki mesnedi olmayan “siyasi bir karar” olarak tanımlanıyor.

Görünen o ki, iktidar kendilerine biat etmeyen tüm kesimleri sindirmek için her yolu deneyecek gibi görünüyor. Yüksek yargıya yönelik baskı ve sindirme girişimlerinden sonra, şimdi de sıra ezici çoğunlukla seçilmiş belediye başkanlarını yıldırma girişimlerine geldi.

İnegöl ve Hatay’da yaşanan gerilimler ve toplumda yaratılan güvensizlik duygusu Eylül ayında yapılacak olan referandum’u çok daha anlamlı hale getiriyor. Haydi hayırlısı!

 
YENİLGİYE İNANMAM, SİZ DE İNANMAYIN& Yazdır E-posta
Cuma, 23 Temmuz 2010

Son günlerde insanları doğrudan harekete geçirmeyi arzulayan, mutlu, huzurlu ve değerli bir hayat sürmeye katkıda bulunan ünlü yazar Norman Vincent Peale’nin “Olumlu Düşünmenin Gücü” adlı kitabını okuyorum.

Kitapta “Ben Yenilgiye İnanmam” başlıklı bölümde Eylül ayında referandum için sandık başına gidecek vatandaşlara önemli bir mesaj içeren ayrıntılar yer alıyordu.

Churchill’in “Maxims and Reflections” kitabında beşinci İngiliz Ordusunun komutanı olan ve 1918 yılında Alman saldırısını geri püskürten General Tudor anlatılıyor. Tudor’un uyguladığı yöntem çok basitti. Önce, engellerin üstüne üstüne gelmesine izin vermiş, daha sonra onları cesurca göğüsleyerek üstlerine gitmiş, sonunda paramparça ederek ortadan kaldırmıştı.Mesaj açıktır: Engelleri yok etmek için cesaretle üzerine gittiğinizde, kendi yeteneklerinizin ve gücünüzün farkına varırsınız. Engel ne kadar büyük olursa olsun, “Yenilgiyi kabul etmiyorum” diye düşünmeye başlar ve gereğini yaparsanız başarırsınız.

En iyiyi beklerseniz ona ulaşırsınız. Yalnızca, inanmanın gücünü öğrenmek gerekiyor. Eğer, en kötü şeyi elde edeceğinize inanırsanız, en kötü şeyi elde edersiniz. Ama, en iyisini ümit ederseniz, mutlaka en iyiye ulaşmayı başarırsınız.
Şimdi, gelelim on puanlık uzman soruya…

Ülkenin iyi yönetildiğine inanıyor musunuz?
Bu soruya yanıt vermeden önce şöyle bir düşünmenizi öneriyorum. Eskiye oranla yaşam standardınız iyileşti mi? Yoksa, borçlarınızı borçla mı çeviriyorsunuz?Geleceğe umutla mı bakıyorsunuz, yoksa geleceği gözünüzde bir türlü netleştiremiyor musunuz? Yanıtınız, “Ülke iyi yönetilmiyor” ise işte size bir fırsat; Eylül ayında referandum için sandık başına gittiğinizde “Hayır” oyu kullanarak, iktidara mesaj verebilirsiniz. “Evet” oyu verirseniz, kurban psikoloji mantığını tercih ederseniz, artık bir daha yakınma hakkınız olamaz!

Eğer, oylarınıza sahip çıkarsanız, yakın gelecekte Türkiye’de yeni bir iktidarın yolunu açmak da sizin oylarınızla şekillenebilir.Karar sizin.. Kararınızı mutlaka verin ve yenilgiyi kabul etmeyin. Çünkü en kötü karar kararsız olmaktır.

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 94
Köylerimiz
Ahmetfakili
Ahmetfakili
Arapli
Arapli
Doğankent
Doğankent
Döviz Kuru(TCMB)
USD Alış1.5033 YTL
USD Satış1.5106 YTL
EURO Alış1.9179 YTL
EURO Satış1.9272 YTL
Foruma Son Eklenenler
Toplam Ziyaretçi
59685883
Son 5 İlan


 
= Resimli
 
 
 
cheap software downloads
Adobe photoshop oem softwarebuy adobe photoshopcheap oem store
cheap software
adobe,corel,microsoftcheap cigarettes
oem software