Anasayfa arrow Yazarlar arrow H. Ufuk Söylemez
 
 
cheap software
oem software
cheap viagra
cheap cigarettes
H. Ufuk Söylemez
Referandum paniği esnaf faizini indirtti! Yazdır E-posta
Cumartesi, 04 Eylül 2010

AKP iktidarı, anti-demokratik tek adam – tek parti otoriterliğine gidişin yolunu açmak için referandum dayatmasını sürdürüyor.

Ancak bağımsız ve tarafsız kamuoyu araştırmaları ve genel eğilimin “Hayır” oylarının giderek artması yönünde olduğunu gören iktidar telaşlandı.

Önce iş dünyasını ve sendikaları tehdide yöneldiler. Bertaraf olursunuz diye baskı yaptılar.

Ardından emirleri altındaki istihbarat kuruluşlarına PKK ve bölücübaşıyla görüşmeler yaptırmaya ve PKK’nın eylemsizlik kararı alarak referanduma evet için ortam yaratmasına çalıştılar.

En son numaraları ise esnaf faizlerini seçim rüşveti gibi indirdiklerini ilan etmeleri oldu.

Kuşkusuz ki, iktidarın hatalı ekonomi politikalarından en çok sıkıntıyı siftah bile yapmakta zorlanan esnaf ve sanatkarlarımız çekiyor.

Yüksek olan faizleri indirseler bile çok geç kalındı. %13’ten %10’a inen faizler gelişmiş ülkelerde %1 – 2 civarında.

Ancak esas mesele, Anayasa değişikliği referandumunu millete anlatmak yerine, devlet imkanlarının seçim rüşveti gibi kullanılmasıdır.

Esnaf ve sanatkar kesimi zaten hakkettikleri faiz indirimi yapıldı diye, bölücülerin, sorosçuların, liboşların G. Doğu’daki PKK sempatizanı sözde sivil toplum örgütü yöneticilerinin evet dediği böyle bir referandum dayatmasına rıza göstermez.

Çünkü esnaf ve sanatkarlarımız, vatanına, milli bütünlüğüne, bayrağımıza, gönülden bağlı, vefakar ve fedakar bir büyük kesimdir.

Faiz indirimi ile referandum dayatmasına boyun eğmeyecek kadar da bilinçli ve şahsiyetlidirler.

Bir esnaf komşum bu faiz indirimini konusunda takip edeceği yolu şöyle izah ediyor; ”Al parayı, bas Hayır’ı”

Ben de bu tür tuzaklara sorumluluk sahibi, demokrat, vatansever esnaf ve sanatkarlarımızın kolay kolay düşmeyeceğine inanıyorum.

Görülecektir ki, esnaf ve sanatkarlar iktidarın tuzağına düşmez “Mayına basma, Hayır’a bas” derler...

 
TİM Başkanı nereye koşuyor? Yazdır E-posta
Cuma, 27 Ağustos 2010

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Sn. Mehmet Büyükekşi, referandumda Sn. T. Erdoğan’ın iş dünyasına yaptığı baskı ve telkine koşar adım biat etmiş görünüyor.

Sıcak para ve ithalata dayalı bugünkü politikalardan en çok zarar gören kesim olan ihracatçılar adına “Evet” diyeceklerini açıklıyor. Bir de sanki aklımızla alay eder gibi “Bu Anayasa kabul edilirse ekonomimizin önünün açılacağını düşünüyoruz” diye büyük kehanetlerde bulunuyor.

Sayın Büyükekşi, şahsen AKP’nin sempatizanı, hatta dilerseniz militanı olabilirsiniz. Ama referandumda “evet” diyerek sıcak paracı, aşırı değerli TL politikasının aynen sürmesi anlamına gelen lafları tüm ihracatçılar adına edemezsiniz. Buna hakkınız yok.

İhracatçılar ithalatçı oluyor haberiniz var mı? TİM’e Genel Kurul öncesi 1 dolarlık ihracat yapmış gözüken “sözde” ihracatçılar üye yapılıyor bilginiz var mı?

Hayali ihracat iddiaları ayyuka çıkmış durumda önleminiz var mı?

Sizin AKP’nin ülkede ihracatı bitirip, ithalatı yücelten politikalarına alternatif üretmeniz gerekirken, AKP’nin sıcak paracı, aşırı değerli TL’ci, sömürge ekonomisi politikalarından medet ummanız, ihracatçıların da, ülkenin de yararına ve çıkarına değildir.

Yarın AKP iktidardan düştüğünde mahcup olursunuz, bizden dostça uyarması.

 ***

Sosyal yardımları partizan idareciler dağıtırsa!

Geçen hafta hepimizin içini acıtan, çok dramatik bir olay yaşandı.

Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde uzun süredir işsiz olan, seyyar satıcılıkla hayata tutunmaya çalışan evli ve 4 çocuk babası Sn. Hacı Örüç intihar ederek yaşamına son verdi.

İftar vakti evine dönüp, yemek olmadığını eşinden öğrenince teessüre ve yılgınlığa kapılarak, 4 çocuğunu öpüp vedalaştıktan sonra, canına kıyan bir babaydı. Sn. Hacı Örüç.

AKP borazanı ve yandaşı idareciler, partizanca sosyal yardım dağıtırken, çaresiz – sahipsiz Hacı Örüç’ü yok saymışlardı.

Cumhuriyet tarihinin en ağır işsizliğine sebep olan AKP iktidarı, işsiz – yoksul bıraktığı insanları, 1 paket makarna, 1 çuval kömürle bile yaşama bağlayabilme basireti ve dirayetini gösteremiyor maalesef.

Gerçek ihtiyaç sahiplerine, aç – açıkta kalan insanlarımıza, yoksul ve umutsuz vatandaşlarımıza sahip çıkmıyor, çıkamıyorlar.

Nerede dağıtılan sosyal yardımlar?

Niye Hacı Örüç’e ve 4 yavrusuna ulaşamıyor? Bu yardımları kim - kimler, partizanca yönlendiriyor?

Hesap ver iktidar, hesap ver vicdan, hesap ver insanlık!

 
İmalat yerine ithalat! Yazdır E-posta
Cuma, 13 Ağustos 2010

İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan 2009 yılı 500 büyük Sanayi Kuruluşuna ait, İSO–500 raporu açıklandı.

Rapor, ülkenin üretemeyen, istihdam yaratamayan, giderek ihracatı da azalan içler acısı gidişatının dramatik bir tesbiti esasında.

Jeo-stratejik öneme haiz, 70 milyonu aşkın genç ve dinamik nüfusa sahip olan Türkiye, ekonomide “borsa coştu- döviz düştü” kısır döngüsüyle, üretimi, ihracatı ve istihdamı açıkça göz ardı eden yanlış bir patikada ilerliyor maalesef.

İSO – 500 raporu medyada neredeyse bir haftadır enine boyuna ayrıntılarıyla yer aldı.

Ben raporu birkaç cümleyle özetlemek istiyorum.

Üretimden satışlar azalmış,

Satış hasılatı azalmış,

İhracat azalmış,

İstihdam azalmış,

Ama sakın endişelenmeyin “500 – Büyük” sanayi kuruluşunun tüm bunlara rağmen dönem karı artmış.

İşte şapkadan tavşan çıkarmak diye buna denir.

Satışlarınız %14’e yakın azalacak, istihdamda 2001 yılının bile gerisine düşeceksiniz.

İhracatınız %31,7 azalacak, ama sizin karlılığınız artacak!

Türk sanayicilerini kutluyorum.

Şapka çıkarıyorum…

2001 yılında 526.314 kişiyi istihdam eden 500 büyük kuruluşun, 2007 yılında 552.758 olan istihdamının, 2008 yılında 543.758’e, 2009 yılında da 516.305’e inerek, 2001 yılının bile gerisine düşmesi çok ilginç.

Hepsi TOBB üyesi de olan İSO - 500 büyük firma, Sn. T. Erdoğan’ın “birer işçi alın, işsizlik bitsin” özlü sözünü hiç dinlememişler, ya da dinleyenler de anlamamış herhalde.

2008 yılında bu 500 büyük sanayi kuruluşunun 352 tanesi kar ederken, 2009 yılında kar eden sanayi kuruluşu sayısı 412’ye çıkmış.

 

- Otomotiv ihracatı geriliyor -

 

Üretime, satışa, ihracata, insanları işe alıp çalıştırmaya ne hacet. Durup dururken kar ediyorlar.

Zaten karların %44’ü de “faaliyet dışı” gelirlerinden oluşuyor.

Belki borsada “oynamışlardır”. Şaka bir yana ülkemiz ekonomisinin en dinamik – istikrarlı ve rekabet gücü yüksek ihracat sektörü olan otomotiv ve yan sanayinin rakamları İSO – 500 tablosunu teyid ediyor adeta.

2008 yılında 21,9 milyar dolar ihracat yapabilen sektörün, 2009 yılı ihracatı toplamı 14,5 milyar dolara düşmüş. 2010 yılının ilk 6 ayında ise 8 milyar dolar civarında görünüyor.

Tabi otomotiv ithalatçılarının durumu, tersine oldukça iyi görünüyor.

2010 yılının ilk 6 ayında satılabilen her 100 otomobilin 68’i ithal.

2000 – 2001 – 2002 yıllarında aynı dönemlerde %52 -53 civarında olan ithalatın payı, AKP iktidarının hatalı ekonomi ve kur politikaları nedeniyle %70’lere yükselmiş durumda.

Üretim yerine tüketim, imalat yerine ithalat, alın teri ve emek yerine borsa oyunları ve manüplasyonları ile bindik bir alamete gidiyoruz…

 
Ağlatan Anketler Yazdır E-posta
Cumartesi, 07 Ağustos 2010

Son grup toplantısında 12 Eylül’de idam edilenler için gözyaşı döken Sn. T. Erdoğan’ı toplumun önemli bir kesimi inandırıcı bulmadı.

12 Eylül 2010’a referandum koyarak, 12 Eylül 1980 müdahalesinin tüm sorumlularının 30 yıllık zamanaşımından yararlanmalarına imkan veren bir anlayışın samimi olduğunu kim iddia edebilir ki?

Türkiye’nin onca sorunu orta yerde dururken, asgari 100 – 150 milyon TL masraf yaparak ve ülkenin gündemini tıkayarak böylesi bir referandum dayatmasının bu tür zamanaşımına uğramış gözyaşı ve hamaset ile millete kabul ettirilmesi çok zor görünüyor.

Nitekim, AKP yandaşı olmayan, objektif ve bilimsel çalıştığına yönelik hakkında toplumda ortak bir kanaat oluşmuş olan kamuoyu şirketlerinin araştırmaları bu tesbitimizi doğrular vaziyette.

AG Araştırma Şirketi, Sonar Araştırma Şirketi ve son olarak AKAM Kamuoyu Araştırma Şirketinin anketleri referandumda “Hayır” diyecek partilerin oy toplamlarının “Evet” diyeceğini açıklayan partilerin üzerinde olduğunu gösteriyor.

21.Temmuz.2010 Çarşamba günü Sözcü gazetesinde yayınlanan Sonar Araştırma Şirketinin son verilerini gördük.

AKP’nin hukuk ve demokrasiyi ayaklar altına almaya yönelik Anayasa değişikliğine “Hayır” oyu vereceklerini açıklayan CHP – MHP – DP ve DSP’nin oylarının toplamı % 55 olarak görünüyor. AKP ve yandaşı “Evet” oyu vereceğini açıklayan partilerin oyu ise % 37 civarında.

- AKAM ne diyor? -

 

Dün elime ulaşan AKAM Kamuoyu Araştırma Şirketinin Temmuz – 2010 ayına ait son kamuoyu araştırması benzer bir sonuca işaret ediyor.

81 ilde, 17 yaş üstü 18.440 kişi ile 01 – 07 Temmuz 2010 tarihlerinde ve 81 il merkezinde yapılan, +-%2,5 hata payı verilen siyasi kamuoyu araştırma sonuçları aşağıdaki gibi;

(kararsızlar eşit dağıtılınca)

AKP         %33,5 

CHP        %29,0

MHP        %18,3

BDP         %5,7

DP           %5,4

SP           %5,1

Diğer       %3,0

Bu araştırma sonuçlarına göre de “Evet” oyu vereceğini söyleyen partilerin oylarının toplamı yaklaşık %40 civarında iken, “Hayır” oyu vereceğini söyleyen partilerin toplam oyları %53 civarında görünüyor.

AG Araştırma Şirketinin sahibi ve yönetici Sn. Adil Gür de, medyada yayınlanan son açıklamalarında, referandumun bıçak sırtı olduğunu ve sonucun çok küçük farkla alınabileceğini açıkladı.

Bu 3 ayrı kamuoyu araştırma şirketinin Temmuz ayında yaptıkları açıklamalar ve araştırma sonuçları tehlike çanlarının T. Erdoğan için çaldığına işaret ediyor.

Geçmişte 16 – 17 kere yapılan değişikliklerle 60 – 70 maddesi zaten değiştirilmiş olan “12 Eylül Anayasasını” değiştireceğim diyerek halkı aldatmanın mümkün olamayacağı da anlaşılıyor.

O nedenle, Sn. Erdoğan’ın grup toplantısındaki gözyaşları, referandumu kaybetme paniği ve üzüntüsü ile içinde bulunduğu ruh halinin bir yansıması olabilir diye düşünmeden edemiyor insan.

Sn. Erdoğan, 12 Eylül 1980 darbecilerinin hukuksuzluklarından hesap sormak için 12 Eylül 2010’a kadar tüm sorumluların fiillerinin kanunen zamanaşımına uğramasını bekledikten sonra herhalde zamanaşımına uğradığı için gözyaşı döküyor.

Bence gözyaşları “sahte” değil, “timsah gözyaşları” da değil.

Gözyaşları kaybedeceğini anladığı referandumun paniği ve üzüntüsünden kaynaklanıyor.

Ne diyor güzel türkümüzde ”…aşağıdan, yukarıdan yolu sonu görünüyor…”

 

 
Milletin efendisi tarımdan vazgeçmek üzere Yazdır E-posta
Cumartesi, 31 Temmuz 2010

Yukarıdaki çarpıcı ifade, Çorum Ziraat Odası Başkanlığı tarafından, yayınlanan bir broşürden alındı.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Sn. Selahattin Biçer’in gönderdiği tarımsal üretimle ilgili veriler son derecede şaşırtıcı.

Nüfusun yaklaşık %25’ini oluşturan çiftçi ve kırsal kesimin sorunları giderek ağırlaşıyor.

Tarımda kendi kendine yetebilen az sayıda ülkeden biriyken, bugün tarımda net ithalatçı durumuna dönüştük maalesef.

Çorum Ziraat Odası herkesin anlayabileceği karşılaştırmalar yapmış.

1998 yılında 35 kg buğdaya 1 çuval gübre alınırken, 2009 yılında (ilk 5 ayında) 88 kg buğdayla 1 çuval gübre alınabilmiş.

1998 yılında 3 kg buğdaya 1 litre mazot alınırken, 2009 yılında 6,6 kg buğdaya ancak 1 litre mazot alınabilmiş.

1998 yılında 58 ton buğdaya 1 traktör alınırken, 2009 yılında 66 ton buğdaya 1 traktör alınabiliyor.

Fakirleşen çiftçi, icralık oluyor, çiftine çubuğuna haciz geliyor.

Çiftçilerden, zirai kredi almak isteyenlerden, “memur” kefil talep ediliyor.

Özel Bankalar yüksek faizli ticari kredilerle “sözde” tarımı finanse ediyor görünüyorlar.

Çorumlu çiftçiler, mazotun rafine çıkış fiyatının 1 TL’nin altında olmasına rağmen pompa fiyatının 3 TL olmasını anlayamadıklarını ifade ediyorlar.

Hayvancılıkta maliyetin %70’ini oluşturan yem bedellerinin anormal artışına dikkat çekiliyor. Et ithalatıyla sorunun çözülmek yerine, hayvancılığa darbe vurulduğunu vurguluyorlar.

-  Tarımda da net ithalatçıyız! -

Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatı, ithalatının giderek gerisinde kalmaya başladı.

2002 yılında 1,5 milyar dolar olan tarım ürünleri ithalatı 2009 yılında 4,4 milyar dolara fırladı.

2009 yılında tarım ürünleri ihracatı ise 4,3 milyar dolar civarında gerçekleşti.

2009 yılında 112milyon dolar açık veren tarım ürünleri dış ticaretimiz, 2010 yılının ilk 5 ayında 646 milyon dolar bir açık seviyesine ulaştı.

Türkiye bugün şeker pancarı, patates ve nohut dışında kendi kendine yeten bir tarımsal üretim yapamıyor maalesef.

TÜİK’in Nisan 2010 tarihinde açıkladığı, “Bitkisel Ürün Denge” verilerine göre Türkiye ihtiyacının Ayçiçeğinde %46,6’sını, Kırmızı Mercimeğin %45,2’sini, yeşil mercimeğin %65,7’sini, incirin %75,6’sını, mısırın %79,9’unu, kuru fasulyenin %83,7’sini ancak üretebiliyor. Buğdayda dahi ithalatçı olmuş durumdayız.

Pamuk’ta dünyanın en geniş ve verimli ekim alanlarına sahip olan Türkiye, dünyanın 2nci büyük pamuk ithalatçısı haline gelmiş durumda. Sadece 2009 yılında pamuk ithalatı 1 milyar doları aşmış vaziyette.

ATO’nun “Tarım İthalatı” raporu bu sıkıntılı gidişata dikkat çekiyor.

2002 (dahil) – 2010 (Haziran) yılları arasında, yani AKP’nin tek başına iktidarda olduğu dönemde;

TÜFE enflasyon artışı toplam %108 olurken, sulama ücretlerinin %231,8,

Gübre fiyatlarının (DAP) %196,8,

Mazot fiyatlarının %136,6 olarak arttığı hesaplanmış,

Köylü milletin efendisidir diyen, büyük önderimiz Atatürk’ten sonra, bugün köylü – çiftçi tarımdan vazgeçmek üzereyiz diyorsa şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz lazım.

Tarıma üvey evlat muamelesi yapanlar, tarıma ve çiftçiye şaşı gözle bakanlar, tarımın bugün içine sürüklendiği çıkmaz sokağın da sorumlusudurlar.

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 165
Köylerimiz
Bahadin
Bahadin
Doğankent
Doğankent
Baglarbasi
Baglarbasi
Döviz Kuru(TCMB)
USD Alış1.5033 YTL
USD Satış1.5106 YTL
EURO Alış1.9179 YTL
EURO Satış1.9272 YTL
Foruma Son Eklenenler
Toplam Ziyaretçi
59686063
Son 5 İlan


 
= Resimli
 
 
 
cheap software downloads
Adobe photoshop oem softwarebuy adobe photoshopcheap oem store
cheap software
adobe,corel,microsoftcheap cigarettes
oem software