|
|
Fehmi Halıcı
|
GENÇLİĞİN SPOR BAYRAMI |
|
|
|
Cumartesi, 29 Mayıs 2010 |
Her
19 Mayıs’ta, Gençlik ve Spor Bayramı kutlanır.
Her
yer allı, morlu, sarılı, beyazlı, aklı-karalı renklerle süslenir.
Köy
Enstitülerinin yaşandığı yılları
hatırlamamak olası değil. Simsiyah vücutları, düzenli ve ritmik hareketleri,
halayları, horonları, şarkıları, türküleri apayrı bir heyecan verirdi
insanlara. O yılları anımsadıkça duygulanırım. Gözlerim dolar.
Bu
bayram da diğer ulusal günler gibi
gençliğe armağan edilen bir değerdir. Bunun gibi onlarca cumhuriyet
kazanımlarından gururlanıyoruz, tarifi anlatılmaz bir gurur duyuyoruz. İçinde
bu duyguları besleyenler, bu tür etkinlikleri huşu ile izler, zevk alır,
gururlanır. Çünkü bu tür insanlarımızın alnı açık, başı her zaman diktir.
Geçmişteki
coşku dolu günler insana yaşama sevinci ve güç veriyor. O zamanki hareketleri
bugünün gençliğinde yok. Kasa hareketleri, minder hareketleri, ateş çemberi,
uzun atlamalar, koşular ve sporun tüm dalları böyle günlerde gündem
oluştururdu.
Takım
oyunları, bireysel yarışmalar vd.
Bugünkü
hareketlerin çok basite indirgendiğini görüyoruz. Herhalde bu da o yılların
yöneticileri ile günümüz yöneticilerinin
aynı görüşü paylaşmamalarından kaynaklandığı düşünüyorum.
* * *
Cumhuriyet
bir erdemdir, bir ulusa verilen en büyük ödüldür.
Cumhuriyetin kazanımlarını yok etmeye çalışmak, en azından bu
ulusa karşı yapılmış bir ihanettir.
|
|
|
İSTİFA MI,İSTİFA (DE) Mİ? |
|
|
|
Cumartesi, 15 Mayıs 2010 |
|
Yıllardır
ailesi, kendisi ve yakınları hakkında bir yolsuzluk ve şaibenin görülmediği
Baykal, yayımlanan bir kaset olayından sonra CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa
etti. Sayın Baykal böyle bir şey yapar
mı, yapmaz mı? Olay komplo mu, değil mi , bilinmez ama, ben çoğu kez hakkında
olumsuz yazılar yazdığım Sayın Baykal’ın böyle bir şey yapacağına inanmıyorum.
Elbette yanılmış da olurum.
Böyle
bir olay nedeniyle istifa etmesinin doğru bir eylem olmadığını Türk
halkının %80’i bilmekte ve üzülmektedir.
Bu
olay bir komplo ise niçin ve kimler
tarafından hazırlanmıştır?
Kurultay
ve yeni Anayasa taslağının Anayasa
Mahkemesi’ne gitmesi arifesinde böyle bir iddianın ortaya atılması biraz
ilginç değil mi? Yoksa işin içinde başka hesaplar mı var?
Konuyla
ilgili görüşleri okuyor ve izliyoruz. Kimileri istifanın onurlu bir davranış
olduğundan dem vururken, kimileri
kaçtığını, kimileri de kurultaydan daha güçlü çıkmak için böyle bir davranışta
bulunduğunu söylemektedir. Bunların hangisinin doğru olduğu önümüzdeki
günlerde görülecek ve Baykal’ın gerçek görünümü ortaya çıkacaktır.
Şunu
ad unutmamak gerek: Son iki-üç yıldır AKP’nin hırsına, hezeyanlarına.
Cumhuriyet karşıtlığı açılım ve Ergenekon olayındaki yaşananlara Baykal’ın
gösterdiği eylem ve söylemleri, gerçekten takdire değer bir davranıştır.
Benim
gönlümden geçen Baykal’ın ONURSAL GENEL BAŞKAN olarak gençlere yol göstermesi ve ülkenin
SOSYALDEMOKRAT bir yönetime kavuşmasına
hizmet etmesidir.
Yoksa
birilerinin açıkça söylediği gibi bu bir
istifade midir?
Bence
birinci şık daha anlamlı, daha çok ülke yararınadır.
Yoksa
ülkemize, CHP’ye ve bu uğurda çaba
harcayan ve hayatını verenlere çok yazık olacaktır.
|
|
|
AZAR AZAR |
|
|
|
Cuma, 09 Nisan 2010 |
|
Bir
aydır yazı yazamadım. Kimi sağlık sorunları ve Türkiye’deki bu kadar karmaşa her şeyden bezdiriyor insanı.
Son
iki yıldır ne okuduklarımız ne de yazdıklarımızdan bir zevk alabiliyorum. O
kadar karışık bir ortama girdik ki, ne yapsak ne söylesek hepsi boşlukta
kalıyor bizim aklımız gibi.
Günlük
haberlerde kimin doğru söylediğini seçme olanağım olamıyor. O kadar yalan
söyleniyor ki, gözümüzün içine baka baka söyleyenlerden çok dinleyenler
utanıyor.
Ülke
sorunları, ülkenin dışarıdaki görünümü ve bize bakışları, en küçüğünden en
büyüğüne kadar tüm ciddi ülkeler siyasetimizle eğleniyorlar. Tabiî ki dandik
ülkelerde devlet adamlarını pohpohlayarak ve diğer gönül alıcı şeylerle
oyalamaya çalışıyorlar.
Yürütmenin,
sadece ülke içinde etkili olmaya çalışması, dışarıdaki aymazlığı hiçe sayması,
eften püften şeylerle gündemi başka yönlere çekmesi, ülkesini sevenleri çok
üzüyor ve endişelendiriyor.
Yargının
bölünmüş bir görünüm vermesi ve birbirine karşı kararlar almaları endişeyi daha
da büyütüyor.
Bu
ülke insanının gözünü kırpmadan asker, sivil, çoluk çocuk demeden öldürenler
baş köşelerde ağırlanırken bu ülkenin güvenliği için canını koyanların bir inat
ve hınç uğruna perişan edilmeleri endişeyi en zirveye tırmandırıyor.
O
zaman akla gelen her zaman dendiği gibi Cumhuriyetten rövanş alınmasıdır.
İnsanın
aklına şöyle bir soru geliyor; Bu kadar Cumhuriyet düşmanı insan bir araya
nasıl geldi, hangi koşullar ve sistem bundan bir şeklide birbirine kenetledi?
Cumhuriyet
ve bunu kuranlar bu ülkeye bu kadar kötülük getirdi de bunlar bu kadar
suçlandı?
Hiç
mi düşünmezler; Cumhuriyet olmasaydı bunlar bu gün bulundukları konumda
olabilirler miydi?
İslamiyet
adına zavallıların alın terlerini kendi çıkarları için harcayanlara ne diyor
Başbakan. CİNAYET. Kim işliyor bu cinayeti. Bu günkü yönetim.
Kendi
yaptıklarını kendi ağızlarıyla itiraf ediyorlar aka gene de doğruluktan ve
dürüstlükten dem vuruyorlar. Utanmadan, sıkılmadan.
Gün
gelecek bunların hesapları sorulacaktır. Eğer bu dünyada olmazsa, öbür dünyada.
Ya da çoluğundan çocuğundan ileride.
|
|
|
HEP AYNI |
|
|
|
Cumartesi, 06 Mart 2010 |
|
26
Şubat ta ‘Sözcü’ de bir ilan gözüme
çarptı. ‘Ankara Müslümanları darbelere karşı Platformu’
Cumartesi
ve Pazar günleri yapılacak eylemlere katılmayı istiyorlardı.
Doğrusu
şaşırdım kaldım.Arkadaşlara da gösterdim.Böyle bir ilan verilebilir miydi?
Elbette yasal yönden bir sakınca yoktu.Verilebilirdi.Ancak; Türkiye de böyle
bir ilan vermek iki yönden sakıncalıydı.Birincisi ve en önemlisi bölücülük
yapılıyordu.Sanki darbelere sadece ‘Ankaralı
Müslümanlar’ karşıymış,oysa
darbelere her aklı başında olan,her dinden,her dilden,her ırktan,her görüşten
kişiler karşıdır.Üstelik bu ilanı verenler gibi bölücülük yapmadan,Mevlana
hoşgörüsü ile.
İkincisi
ise; başka dinden birileri birleşerek böyle bir ilan verse,acaba bizim ‘Ankaralı Müslümanlarımız’ ne der ve
düşünür?
Şimdi,Müslümanlık
tekellerinde,insanlık tekellerinde,demokratlık tekellerinde olduğu için böyle
ilan verebilirler.
Artık
şurası açık olarak ve tescillenerek görüldü ki, bugünkü iktidar ve yalakaları
Cumhuriyet tarihinde görülmemiş tahsilatlarla, halkı bölmek,parçalamak ve
diktatörlüğe götürmek için ellerinden geleni,hiç çekinmeden arkaya
koymaktadırlar.
TV
leri ile, basın-yayınlarla bas bas bağırmaktadırlar.
Karşılarında,Anayasa
Mahkemesi ve HSYK kaldı.Onu da yeni yasalarla kendilerine bağlarlarsa,iş
bitecek diktatörlük gelecektir.
Elbette
bu diktatörlüğün geleceği nokta ise İslam şeriatıdır.İran komşumuzdur.Orada görüldü,görülüyor.
Buna
imrenilmektedir.Bunun için bu tür ayrılıkçı ilanlar,tavırlar,söylemler ve
eylemler yapılmaktadır. ‘Köşe yazarlarını kovun’ diyen bir Başbakan, Çankaya’da noterlik yapan bir Cumhurbaşkanı , ‘Şeyini şey ettiğimin şeyi’ diyen bir
bakan, ‘Biz de onları fişliyoruz’ ; ‘Bu hükümete karşı çıkanların kanı
bozuk’ diyen milletvekilleri, 300
dolayında suç dosyası olan bir meclisle yönetilen bir ülkeden ne beklenir
başka.
İnsanlar
geldiği yeri unutursa, geldiği toplumu küçümserse, her şeyi kendi bildiğini
sanırsa,kimseyi konuşturmazsa,insanlığının çoğu olgularını yitirmiş demektir.
Diktatörlük
de budur diye düşünüyorum.Allah tüm Ulusları bunlardan korusun.AKP iktidarı tüm
hızı ile bu yolda ilerlemekte olup çoğu engelleri aşmıştır.
Türlü
gündemlerle bunlar unutturularak gerçek gizlenmektedir.
Tüm Yurttaşlara ‘ ilanen’ duyurulur
|
|
|
CUMHURİYET İN RÖVANŞI |
|
|
|
Cumartesi, 27 Şubat 2010 |
|
Hep söylediğimiz gibi, Türkiye
gündemi o kadar çabuk ve çok değişiyor ki; arkasından yetişmek olası değil.
Hükümetle ilgili iç bulandırıcı bir olay, söylem ya da eylem
olursa, hemen arkasından piyasaya bir şeyler sürülüyor.
Doğru ya da yalan-yanlış olması, onlar için önemli değil.
O kadar olaylar gündeme geliyor ki, ardı arkası bir türlü
bitmiyor.
Dağarcıkları o kadar dolu ki, insanlık tarihinin başladığından
bugüne dek tüm hinlikler, onların bildikleri şeyler.
Erzurum-Erzincan hattında savcıların olayları,
arkasından hükümetin beyanları ve 49 yüksek rütbeli subayın gözaltına alınması,
Genel Kurmay Başkanı’nın
konuşmasının ortaya atılması gibi karışıklıklar.
Bu arada AKP’lilerin
abuk sabuk konuşmaları da kaynamaya yüz tuttu bu ortamda.Büyük hukukçu,Bülent
Arın çın ‘Kutlu Yürüyüş’ sürecektir sözü çok ilginç değil mi? Savaş kime karşı,
karşıdaki kim? Haçlı orduları mı acaba? Yoksa ülkesi için canını hiçe sayanlar
mı?
Benim diyen, hele de ülke yönetiminde söz sahibi olanların çok
dikkat etmesi gerekir.Ama Arınç gibilerin
içlerindeki kin, o kadar çok ki, düşündüğü şeyler bilincini yok etmektedir.
Diğer bir AKP milletvekilinin;
’40 yıl onlar bizi fişlediler, şimdi de
biz onları fişliyoruz’ sözü bir kini, bir nefreti, ikiliği ve bölünmeyi
çağrıştırmıyor mu?
Soralım Avni Doğan’ a;
‘Onlar kim,siz kimdiniz? Siz ve onlar
nereden geldiniz’ dediğiniz kişiler başka ülkeden, başka dilden, başka
ırktan mı acaba?
Yine bir AKP milletvekili, ‘Bu hükümeti eleştirenlerin kanı bozuk’ diyor.
Yani bu ülkede %65-70 kişinin kanı bozuk(!) (kanı bozukluk ne
demekse)
O kanı düzgüne sorarız; nereden,kimden nasıl geldiğini doğru
olarak bilebilir, kanıtlayabiliriz mi diye! Bu milletvekillerinin geldiği
mevkie , aldığı oya,verilen değere yazıklar olsun.
Bölücülük yapanların kanının bozuk olduğu söylenirdi.Ülkesine
ihanet edenlerin kanının bozuk olduğu söylenirdi.Cumhuriyet ve Cumhuriyetin
getirdiklerinin karşısında olanlara
böyle denirdi.Şimdi her şey tersine dönmüş görünüyor.
Bu söylemler,Türkiye’nin bugünkü hükümetinin gizli düşüncelerinin
açığa çıktığını gösteriyor.
Cumhuriyet’ in Rövanşı mı?
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 76 |
|
|
Döviz Kuru(TCMB) |
| USD Alış | 1.5033 YTL | | USD Satış | 1.5106 YTL | | EURO Alış | 1.9179 YTL | | EURO Satış | 1.9272 YTL | |
|
Toplam Ziyaretçi |
|
59686099
|
|
Son 5 İlan |
| = Resimli | |
|