|
TÜSİAD’ ın 38.Genel Kurul
Toplantısında ifade edilen,’Görüldüğü gibi dünya bir krize doğru
ilerliyor.2008 Türkiye için zorlu bir
yıl olacak gibi görünüyor. Dolayısıyla bütün enerjimizi ekonomiye
yoğunlaştırmalıyız. Rahat bir zamanda tartışmamız gereken türban konusunu,
gündemin birinci maddesi haline getirdik…’ Tusiad’ ın bu görüşlerine katılmamak mümkün değil. Biz
bu ifadeye ‘Merkez Bankası’ nın
İstanbul’ a nakli konusunu da ilave
ediyoruz.’
Başkent
Ankara Gazetesi’ nde 24.11.2005
tarihinde yazdığım makalede bunu şöyle
ifade etmiştim:
‘Türban
tartışmasının alevlenmesi ve krize dönüşmesi ülkenin ve ekonomik istikrarın
sonu olabilir. Ekonomide bugüne kadar
kazanılanlar bir anda sıfıra
indiği gibi ülke kurumları da sürüklenebilir. Bu ciddi uyarıyı yapma ihtiyacı
duydum.’
Türkiye ekonomisi çok hayati bir
noktaya gelmiştir, Merkez Bankası’ na en fazla ihtiyaç olacak bir dönemde
bankanın itibar ve bağımsızlığı tehlikeye atılıyor.
Merkez Bankası’ nın Ankara’ dan
İstanbul’ a taşınmasının yanlış olacağını defalarca ifade ettim. Ayrıca görüş
bildiren bütün Merkez Bankası Başkanları ve ekonomi yazarları da bu yanlışlığı açıkça ifade ettiler. Sayan Başbakan,’Anlayan da, anlamayan da akla hayale gelmez açıklamalar yapıyor.
Hiçbiri Merkez Bankası’ nın faaliyetlerine ilişkin bir tek laf söylemiyor.
Sorun, bakın,Merkez Bankası neyle meşgul bunu da bilmezler’ demiş. Sayın
Başbakan herhalde bu görüşlerimizi okumamış veya kendisine hatırlatılmamış.
Başbakanın, ‘Merkez Bankası İstanbul’ a
taşınacak. Bu konuda kararımızı verdik. Hatta yerleri de belirlenmiştir. Bunu
hiç kimseye soracak değiliz’ (10 Ocak 2008 Eylem Planı’ nın Başbakan tarafından
açıklanması) ifadeleriyle başlatılan tartışma gittikçe alevleniyor.
Hiçbir demokratik ülkede ifade
edilemeyecek bu görüşleri Adalet Bakanı
Sn. Şahin,’Sn. Başbakan karar vermez buna,TBMM
karar verir..’ diyerek yumuşatmaya çalışmıştır.
İtibarlı bir Merkez Bankası’ nın
bağımsızlık ve etkinliğine en fazla
ihtiyaç duyulacağı günler geliyor. Buna darbe vurmayalım. 1978’ de yapılan hatayı
tekrarlamayalım.
Yanlışlığın gerekçelerini sıralayalım:
* Merkez Bankası, devletimizin bir
sembolüdür ve Cumhuriyet Bankası adını alan yegane bankadır.
*Devleti devlet yapan üç sembol;
Başkent, para (Merkez Bankası ) ve bayrak bütün dünyada genellikle bir aradadır. Bu %99 böyledir.%1
bile sayılmayacak istisnalar bu genel vizyonu değiştiremez. Kaldı ki Başbakan
da,’Şu anda ABD Merkez Bankası
dışında tüm finans kuruluşları New York’ tadır’ diyerek bizim görüşlerimizi teyit etmiştir. Diğer bir
deyimle finans merkezi olmak için
Merkez Bankası’ nın naklinin gerekmediğine
kendi ifadeleri ile en güzel
örneğini vermiştir.
İstanbul’ u finans merkezi yapmak gerekçesi,Bankalar Birliğimizin
uluslar arası bir kuruluşa yaptırdığı
araştırmayla da tamamen çürütülmüştür.
Finans merkezi olmak için Merkez
Bankası’ nın nakli gerekmemektedir.
Merkez Bankası’ nın nakli, bir tuğlanın
taşınması değildir. Cumhuriyeti cumhuriyet yapan kurum ve anlayışın
yıkılmasıdır. Konuyla ilgilenenlere , Merkez Bankası Kanunu’ nu açıp
okumalarını önereceğim. Kanunun 4. maddesinde
şu ifadeler yer alıyor: ‘Banka fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla, hükümetin büyüme ve
istihdam politikalarını destekler…’ ‘Banka,hükümetin mali ve ekonomik müşaviri,
mali ajanı ve haznedarıdır.’
Müşaviri olan bankanın yerini ona
danışmadan değiştirmek, bağımsızlık
kavramıyla uyuşmaz. Bankanın finans sektörü ile ilişkisi kadar hükümetle
(Maliye Bakanlığı ve Hazine ) ile
ilişkileri olmaktadır. Toplantı ve temaslar Maliye ve Hazine ile yapılır,
ticari bankalarla değil. Bankalar
Kanunu’ na göre kurulmuş Bankalar Birliği, İstanbul’ dadır. Bunun başkanı da
eskiden Merkez Bankası Başkanı iken şimdi İş Bankası Genel Müdürü olmuştur.
Finans sektörüyle ilişki, bu kanalla sağlanır.
Merkez Bankası, emisyon müessesesidir.
Emisyon yapmak için bankanın hiç kimseyle
temas yapmasına gerek yoktur. bu konuda yetişmiş çok değerli uzmanlar
vardır ve bunlar Ankara’ dadır. Bunları İstanbul’ a nakletmeye kalkışmak hemen
hemen mümkün değildir.
117 ton civarındaki altın
rezervimiz banka binamızın altına özel surette yaptırılmış kasalarda
saklanmaktadır. Bunun naklinin külfeti hesaba katılmalıdır.
Merkez Bankası bir ekoldür.
Zamanımızda oluşturulan Araştırma Grubu, mali sektörü besleyen en önemli
kaynaktır. Bunların ve Merkez Bankası personelinin İstanbul’ a nakli sırasında
verilecek kayıplar da dikkate alınmalıdır.
Finans sektörü ile ilişkiler gelişmiş
teknoloji sayesinde sadece ekran
üzerinde yapılmaktadır. Bunun için her hangi bir yere nakle gerek yoktur. nakil sırasında sistem
çökeltilebilir veya büyük külfetler göze alınarak yeni bir sistem kurmak
gerekecektir.
Merkez Bankası Başkanı’ nın Davos’ taki şu beyanatına dikkat edelim:’Mali disiplinsizlik ve gevşeme felaket getirir.’ Bu da Maliye
ve Hazine ile ilişkinin önemini vurgulamaktadır.
Konunun
yeterince incelenmediği, tartışılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca
yapılacak spekülasyonlarda
devletimiz büyük yara alacaktır.
Dünyadaki örnekler de göz önünde
bulundurularak bir uzmanlar
grubunca incelenmesinde yarar vardır.
Yanlışın neresinden dönülürse kardır.
Yanlıştan dönmek de fazilettir.
|