|
CHP, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en eski
partisidir. Zaman zaman ihtilaller sonucu yaşamına ara verse de, kuruluş tarihi
itibari ile başlı başına bir tarihtir.
1950 sonrası tek başına iktidar olmasa
dahi, bir dönem hariç, parlamentonun en etkin muhalefet partisi sıfatı ile
ayrıcalı bir konumdadır.
1946’dan
itibaren Demokrat Parti’nin az
gelirli insanlara yönelmesiyle orta ve üstü gelire sahip olanların partisi görünümünde olmuştur.
Tarımın makineleşmesi ve modern tarım kurallarının uygulanmaya
başlanması ile karşıtı partiler çiftçi ve büyük çiftçiler için bir toplanma merkezi oluşturmuştur.
Küçük esnaf ve zanaatkarlar bu aşamada CHP karşıtı partilere yönelmişlerdir.
Bunun sonucu olarak küçük partilerin
ortaklığı ile kurulan koalisyon
hükümetleri kamu hayatını renklendirmişlerdir.
Genç partililer, devlet kadrosunda mensubu bulunduğu partinin temsilcisi konumuna gelmeye başlamışlar, sağ
ve sol görüşlü militanlar birbirlerini
yok etmeye başlamışlardı. Bu da 1980
ihtilalini devreye soktu.
Yeni bir partileşme ve demokrasinin
kapısının aralanması, öncelikle yasaklı
dönemde SODEP’i gündeme
getirdi, karşısında Halkçı Parti
yer aldı.Asker ağırlıklı MDP (horoz partisi) ve ANAP 1983 seçimlerinde halkın huzuruna çıktılar.
Büyük
Türkiye Partisi ve SODEP, mevcut
yönetim tarafından seçime sokulmadılar.
SODEP,
Halkçı Parti’nin alacağı oya engel olmak için ‘tak tak’ yüzbaşı formülünü diye
getirdi, başarılı olamadı. Büyük Türkiye Partisi’nin oyları, sağ ağırlıklı
oylar, rahatsız konuma gelmiş orta sınıf
oyları, ANAP’a aktı.Parlamentoya ANAP ve Halkçı Parti girdi, Milliyetçi
Demokrasi Partisi (MDP) sonuncu
oldu.
Halkçı
Parti o dönem orta gelir sınıfından, memur-emekli ve işçi sınıfından oy
alarak ciddi bir başarı yakaladı.
Başarının sırrı,Haçlı Parti’nin gösterişten uzak, ılımlı, halka daha yakın bir
politika izlemesiydi. Kamu mallarının korunması konusunda TRT Televizyonunun
düzenlediği açık oturumda lideri rahmetli Necdet CALP’ Özal karşısında,’Boğaz
Köprüsü’nü sattırmam’ beyanı, orta gelir sınıfı, memur ve emeklileri etkilemişti.
Daha sonra Halkçı Parti karşısında SODEP ve Ecevit’in DSP’si oy
kazanımı için ciddi bir yarışa girdiler. SODEP, Halkçı Parti ile
birleşerek SHP oldu.
SODEP
ve DSP aynı kümeden oy almak yarışında
iken CHP’nin açılımına izin
verilmesi ve yasakların kalkması ile SODEP ana merkezli SHP, CHP’ye katıldı. Sol
politika CHP ve DSP ile temsile başlandı.
DSP’nin son yıllarda güç kaybetmesi ile
CHP,bu kulvarın tek güçlü partisi
haline geldi.
Son seçimlerde Ana Muhalefet Partisi olarak TBMM’nde ses getirmeye başladı.
İktidar partisi AKP tercihlerini seçmen tabanına uygun olarak
yaptıkça bu kesimde yer almayanların dikkat odağı haline geldi.
Ancak, Rusya’nın dağılması ve sol
partilerin etkinliğini kaybederek liberal ve büyük sermayenin desteklediği kapitalist partilerin tüm ülkelerde etkinlik kazanması, CHP’nin ulusal çizgide cumhuriyetçi,
katılımcı bir yöne yönelmesini gündeme
getirdi. Son yıllarda Baykal ve bazı
il başkanları bu konuda başarılı bir yöneliş içinde oldu, partinin oylarını
artırdı. Özellikle PKK
karşısında iktidarın uyguladığı Doğu ve
Güneydoğu açılımı konusundaki
politikasını ulusal bir çizgiye ve
demokratik bir yaklaşım içinde ortaya
konulması CHP’nin elini güçlendirdi.
Bu, Deniz Baykal’ı aranan lider konumuna getirmeye başlamıştı.
‘Alevi
Açılımı’ adında başlatılan iktidar partisi yaklaşımı sonuç vermedikçe CHP’ye kaymalar başladı.
İşçi-memur-emekli-esnaf ve çiftçi
ekonomideki uygulamalardan rahatsız oldukça
bir arayışa yöneldi.
Ancak, Deniz Baykal’ın uzun bir süredir CHP lideri oluşu, parti teşkilatının kapalı devre üye kayıt ve yapılan çalışmaları CHP’nin aranılan büyümesine , yapılan
olumsuz değerlendirmeler ile mani olmakta idi.
Özel hayatla ilgili ve nasıl tespit
edildiği hala bilinmeyen malum görüntüler,yeniden CHP’nin önünü açtı. Hem Doğu
ve hem de Alevi kökenli birinin
lider oluşu aslında bir şanstır. Bu
şansın da iyi kullanılması gerekir:
1.CHP,
seçkinler kulübü görüntüsü vermemelidir.
2. Kadro, CHP yanlıları kadar diğer kesimlere oy verenleri de kucaklamalıdır.
3. CHP
Genel Merkezi, ulaşılmaz bir konumdan çıkarılmalıdır. CHP kadro ve Genel Merkezi ile halka açılmalıdır.
4.Zengin-fakir-elbisesi
ütülü veya çamurlu,eli nasırlı veya
bakımlı,bıyıklı,sakallı, tıraşlı ayrımı yapmadan hep partili uzanan eli sıkmalı, uzatılan yüzü
öpmelidir. Bunun ciddi bir örneğini Zonguldak’ta,grizu faciasında yitirilen işçilerin arkadaş ve
aileleri ile buluştuğunda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yaşamıştır.
Yüzü ter ve kömür karasıyla kaplı işçiyle yan yana ve duygu dolu birlikteliğinin
resimlerini gazetelerde gördüğüm zaman bunu bir başlangıç olarak kabul ettim ve
sevindim.
5.Yalnızca
politikalar ve davranışlar tenkit edilerek bir sonuç almak mümkün değildir. ‘SİZ OLSANIZ NE YAPARDINIZ?’ sözüne muhatap olmadan iktidara gelindiğinde ortaya konulan problemin çözüm yolu da halka anlatılmalıdır.
6.Şikayet konusu
edilen ekonominin nasıl yönlendirileceği
açık bir dille ortaya konulmalıdır.
7.Komşu
ülkelerle ortaya çıkan ve çıkacak
problemlerin hal şekli, açıkça belirtilmelidir.
8.Halkla
birlikte olmadıkça iktidar olunamayacağı unutulmamalıdır.
|