Dr. Turhan Temuçin’le bir söyleşi: -3

Ekleyen admin on Tem 21st, 2012 kategori : Gürkan Hacir. Bu kayit icin herhangi bir yanit takip edebilirsiniz RSS 2.0. Yorumlar kapalidir.

Spread the love

‘Azrail’in öbür adı’

ABDULLAH PALAZ KİMDİR?

‘Abdullah Dayı’ ya da ‘Antep Canavarı’ olarak tanınmış, 38 ayrı cezaevinde, tam 48 yıl yatmış. Toplam 43 kişiyi öldürmüş. Yargılandığı cinayet sayısı 19. gizli kalmış,yargıya düşmemiş, ya da  kanıt yokluğundan beraat ettiği  cinayet sayısı ise 24. 1991 Haziranında dışarı çıkmış. Yarım yüzyıllık cezaevi yaşamını yazar Dr. Turhan TEMUÇİN’ e bir bir anlatmış.  Abdullah Palaz, kimine göre ‘Şehir eşkıyası’, kimine göre ‘Memleketin namus bekçisi’, kimine göre ‘Antep Canavarı’. Abdullah Dayı, cezaevinde 48 yıl yaşamış, ancak dışarıdaki yaşama 48 gün dayanamamış ve ölmüş. Babası, Kurtuluş Savaşı’nda Antep direnişçilerinden. Ailesi varlıklı. Ancak ailedeki kan davaları bitmek bilmemiş. Çocuk yaşta kendini kötüleri öldürmekle görevlendirmiş. İçerde de dışarıda da “aletsiz”, yani silahsız yaşamamış. Kötü olduğuna inandığı cezaevi yöneticileri ve mahkumlarla uğraşmış, öldürmüş. Bursa Cezaevi’ nde Nazım Hikmet’le aynı koğuşta kalmış, ondan etkilenmiş. Anılarında kan gövdeyi götürüyor, üstelik inanılması zor bir cezaevi tablosu çiziyor.

Cezaevinde tanıştığı Dr. Turhan Temuçin’e hayat hikayesini  şöyle özetlemiş:

‘Dört kez idam yedim,740 yıl hapis kestiler.  48 yıl 38 ayrı cezaevinde  hapis yattım. Ben Abdullah Dayı’yım, baba değilim…

İşte kitaptan bir alıntı:

Palaz, Temuçin’e cezaevi yaşamını su cümlelerle anlatıyor: “Dört kez idam yedim, 740 yıl hapis kestiler. 48 yıl 38 ayrı cezaevinde hapis yattım. Ben Abdullah Dayıyım, baba değilim…”

Palaz’ın 48 yıl boyunca yattığı  bu cezaevlerinden bir tanesi de Bursa Cezaevi’dir

Nazım’la ilk karşılaşma

Abdullah Palaz ve 11 arkadaşı, Afyon Cezaevi’nde bir kişiyi öldürüp, 59 kişiyi yaralayınca Bursa Cezaevi’ne gönderilirler. Bursa Cezaevi’nde, ceza olarak kanalizasyonun içine atılan Palaz ve arkadaşları, kanalizasyon çukurunda uzun bir sure bekletildikten sonra, hortumla yıkanarak cezaevi koridoruna bırakılır…

Atıldıkları  koridorda sürekli su isteyen bu 12 kişiye, cezaevi idaresinin korkusuyla hiçbir tutuklu yaklaşmaya cesaret edemez… Biri dışında : O kişi, Nazım Hikmet’tir. Nazım Hikmet , Palaz ve arkadaşlarına su ve sigara verir.

Bu olay kitapta şöyle anlatılır:

Asker bozması kaputtan paltoyu omuzlarına atmış, sacları karmakarışık, gözleri çakmak çakmak dev gibi bir adam demir parmaklıkların önüne geldi. Demir parmaklıklara tutunup içeriye baktı,  yerde yatanları  gördü.  Sonra koşarak gitti. Biraz sonra elinde bir testi ve bardakla geri geldi. Bardağa su doldurup iceri uzattı…”

Suyu içtikten sonra o ‘dev gibi adama teşekkür ettiklerini anlatan Palaz, unutamadığı  karşılaşmayı şöyle  anlatıyor:

“O hiçbir şey demeden cebinden yeşil renkli bir sigara paketi çıkarıp  içinden  üç  tanesini kendine ayırdı, gerisini bize verdi.  Köylü  sigarasıydı verdiği. Kibritini çakıp sigaramı  yaktı. ‘Geçmiş olsun ağalar’ dedi.  O dev gibi adam, ‘Geçmiş  olsun, gene görüşürüz ‘ deyip arkasını  döndü gitti…”

Palaz, Nazım’ın arkasını dönüp gittiği sırada  karşılaştığı bir mahkuma, “Baksana arkadaş, su giden adam kim?” diye sorar. Mahkum, ‘dev gibi adamın arkasından bakarak, “O mu? sairdir, yazardır, tarihçidir. Ayni zamanda da vatan hainidir” der.

Aldığı cevap karşısında  çok şaşırdığını  söyleyen Palaz, bu “vatan haini” şairin adını  öğrenmek ister ve korkudan koşar adımlarla uzaklaşan mahkuma, “Adı ne lan?” diye sorar. Mahkum arkasına dönüp bağırır: ” Nazım Hikmet! Komünist Nazım Hikmet!”

Palaz, uzaklaşan mahkumun ardından  şöyle bağırır: ” Ulan puşt!  Hiç  birinizin kıçı  sıkmadı  bize bir yudum su vermeye, o verdi de onun için mi vatan haini oldu!”

***

Palaz ve arkadaşları, daha önce  Konya ve Afyon Cezaevi’nde 100′u aşkın mahkumu yaraladıkları için  cezaevi müdürü  tarafından tecride konulmak istenir.

Ancak Palaz‘ın, Nazım Hikmet’le ayni koğuşta  kalmaları  durumunda cezaevinde hiçbir olaya karışmayacağı  sözünü vermesi üzerine tecritten vazgeçilir ve Nazım’la aynı odada kalmalarına izin verilir. Palaz’ın  Nazım’la arasında geçen ilk diyalog ise  şöyledir:

Abi dedim, senin suçun ne? Niye yatarsın burada?

Dedi ki: ‘Benim suçum kalemimdir, şiirlerimdir. İnsanları sevmemdir, memleketimi sevmemdir.’

Yazmasını  bilmeyiz ama biz de insanları severiz. İnsanlara kötülük  gelmesin diye bunca isler yaptık.  Haksızlığa  tahammül etmeyiz, haksızlığa  uğrayanın yanında oluruz.  O zaman bizim bu yüzden de suçlu olmamız gerekmez mi?’ dedim. ‘ Yok, sizin bunlardan suçunuz olmaz. Size bundan bir şey demezler, bize derler. Bu yüzden de bana ceza verirler. Çünkü  bana komünist diyorlar. Anlattıklarım, yazdıklarım, düşüncelerim komünistlik oluyor’ dedi.

‘O zaman demek ki ben de komünistmişim de haberim yokmuş’ dedim. Bu kez de o ‘dev gibi adam’ güldü ve şöyle dedi: ” Yok olmaz öyle Çünkü  sen haksızlıkların üzerine silahla gidiyorsun. İnsan sevgisini, haksızlık yapanı öldürerek göstermek istiyorsun. Ben bu işi kalemimle  yapıyorum.’

Nazım,  Antepli Abdullah Palaz ve arkadaşlarıyla bir süre aynı  koğuşta kalır. Nazım’ın yazdığı yazılar ve şiirler  Palaz ve arkadaşları tarafından cezaevinden çıkarılarak  ilgili kişi ve adreslere götürülür.  Ancak, bir süre sonra Ankara’dan gelen bir emirle Nazım’ın koğuşu değiştirilir.  Palaz ve arkadaşları savcıya verdikleri sözün bittiğini  düşünerek, Ferikoylu İbrahim isimli cezaevi kabadayısını vurunca, Sinop  Cezaevi’ne gönderilirler.’

***

1991 yılında ‘Şartlı  Salıverme Yasası’yla tahliye olan Abdullah Palaz, Dr. Turhan Temuçin’e misafir olur ve yaklaşık bir ay boyunca hayat hikayesini anlatır. Dokuz ay sonra ölecek olan Palaz, “Azrail’in diğer adı” adıyla yayınlanacak kitap için şunları anlatır:

“Sinop Cezaevi’nde yatarken onun bir şiirini getirmişlerdi bana Antep’ten…’ Kurtuluş Savaşı Destanı’ adlı  kitabında vardı. Ezberledim o şiiri. Şimdi bile o şiiri ezbere söylerim. Antepliler için yazmış  Nazım Baba… Sanki bu şiiri babamı  düşünerek yazmış… Babam, tıpkı Nazım Baba’nın anlattığı gibi  bir Antepli idi: ‘Antepliler silahşor olur/ Uçan turnayı  gözünden vurur/ Kaçan tavşanı  ard ayağından vururlar/ Ve Arap kısrağının üstünde  / Taze yeşil selvi gibi ince dururlar…’

Babam da tıpkı  böyleydi: Yiğit, silahşor bir kişiydi. Mavzeri tek elle kullanır, kaçan tavşanı art ayağından vururdu…”

Yoruma Kapalidir.

Son Yorumlar

Arsivdekiler

''Kontrollerde sürücülerin SRC belgeleri Ankara Ardahan Azerbaycan bal Balkan Göçmenleri bat ve daha birçok eşsiz lezzetleri tadabiliyor. Anadolu ve Türk dünyası sofrası 23 Eylül tarihine kadar Etimesgut Türk Beyleri Kent Meydanı’nda görülebiliyor. Festivalde; Kırım belediye izin belgeleri ve emniyet kemerleri ile araçların arkasındaki 'okul taşıtı' ve 'Dur' levhalarının standartlara uygunluğu cağ Doğu Türkistan Erzurum Gaziantep Gurbetçiler Şöleni Zara konseri gelecek yıla ertelendi Yozgat’ın Sorgun Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Gurbetçiler Şöleni bu yıl 3. kez ertelendi. Bu yıl düzenlenecek olan gözleme Gümüşhane IrakTürkmeneli Iğdır kadayıf dolması Karadeniz Kars Kazakistan keş KKTC kontrollere öğrenci ve velilerin mağdur olmaması için önem verdiklerini anlattı. 9. Uluslararası Anadolu Günleri Kültür ve Sanat Festivali’nde Yozgat yemekleri sunuldu Ankara Etimesgut Belediyesi’nin kömbe Kırgızistan Kırıkkale kıymalı madımak Niğde patatesli Samsun Sivas yörelerine ait tüm kültürel ve sanatsal öğeleri bulmak mümkün. Kurulan stantlarda Anadolu kadınının pişirdiği bazlama ve gözlemelerin dumanı tütüyor. Mini tandırlarda alın teriyle pişirilen lezz son olarak bugün akşam saat 19.00’da mehter gösterisiyle başlayacaktı. Ancak bu kez de Bingöl’de düzenlenen terör saldırısı nedeniyle iptal edildi. Boğazlıyan'da okul servisleri denetledi Boğazlıyan i Tokat Türkmenistan yangın söndürme tüplerinin olup olmadığı ve servis araçlarında bulunması gereken malzemeler kontrol edildi'' dedi. Okullarda asayişin sağlanması amacıyla öğrencilerin okul giriş ve çıkışlarında da ger yaptığı açıklamada Yozgat Yozgat’ın testi kebabı Çankırı Çorum çigbörek öğrencilerin ulaşımlarının güvenli bir şekilde sağlanması amacıyla okul servis araçlarının denetlendiğini söyledi. Tepe ıspanaklı çeşit çeşit gözlemeler vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Tokat’ın geleneksel batı ve cevizli sucuğu