ÇOBAN KÜLTÜRÜ

Ekleyen admin on Tem 9th, 2019 kategori : Yahya Aksoy. Bu kayit icin herhangi bir yanit takip edebilirsiniz RSS 2.0. Yorumlar kapalidir.

Spread the love

Çoban kültürü, Orta Asya bozkırlarından Anadolu yaylalarına uzanan sosyal,kültürel ve ekonomik özelliklere sahip bir yaşama felsefesini ifade eder. Çoban kültürü ile harmanlanan  Asya ve Anadolu, zengin ve renkli halk kültürümüz ile bütünleşmiştir.

Keklik öten, kekik biten yaylalarda, tarlalarda, bahçelerde, bağlarda yaşayan insanları sembolü  olarak değerlendirlmekte olan çobanlar, sabahları horoz ötüşleri arasında keklik sesiyle uyanırlar ve akşamları köpek havlamaları, kuzu sesleri, güvercin ötüşleri arasında huzur ve mutlulukla uykulara dalarlar.

Dört bir yanı  çoban çeşmeleri ile donatılmış köylerin  otlakiyelerinde, derelerinde ve tepelerinde sırtlarında( abası)kepenekleri, elinde kavalı,önünde heybeli eşeği ve yanında karabaş köpeği ve büyük ve küçükbaş hayvaları ile baş başa olan çobanlar kırsal hayatın vazgeçilmez meslek erbabı olarak halk arasında sevilirler.Halkın bir parçası, hayvanların can yoldaşı, arkadaşı olan çobanlar, halk kültürümüzün özgün parçalarıdırlar.

Ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel “ÇOBAN ÇEŞMESİ” şiirinde şöyle der:

“Derinden derine ırmaklar ağlar, /Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,

Ey suyun sesinden anlıyan bağlar, /Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

Göynünü Şirin’in aşkı sarınca , /Yol almış hayatın ufuklarınca,

O hızla dağları Ferhat yarınca,/ Başlamış akmağa çoban çeşmesi.

O zaman başından aşkındı derdi, /Mermeri oyardı, taşı delerdi.

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi,/Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.

Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu,/ Kerem’in sazına cevap veren bu,

Kuruyan gözlere yaş gönderen bu,/Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,/Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,

Ateşten kızaran bir gül arar da,/Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,

Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,/ Tarihe karıştı eski sevdalar.

Beyhude seslenir, beyhude çağlar, /Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi.”

Çoban kavalının yanık, donuk ve içli sesine akseden musiki ile tüm canlılar dinlenir,eğlenir ve ruhlarını yıkarlar. Çobanların  ritimli ıslık sesi ile koyun ve kuzular, çoban çeşmeleri önünde kurulan  su içme yerlerinden susuzluklarını doya doya giderirler.Kendileri de avuç avuç su içerek yorgunluklarını üzerlerinden atarlar. Ellerini ve yüzlerini yıkayarak serinler,dinlenir ve dinçleşirler.

Doğaya, insana ve özellikle çobanlara gönlünü  açan ünlü şair Kemalettin Kamu şöyle demekte:

“Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum,/Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.

Bekçileri gibiyiz, ebenced buraların,/Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların,

Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,/Her gün aynı pınardan, doldurup testimizi,

Kırlara açılırız çıngıraklarımızla…

Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,/Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla

Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,/Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına.”

Kemalettin Kamu, “Bingöl Çobanları” şiirinde, Anadolu insanını, kendi yaşayışı içinde ele alıyor. O, bir yolcu veya yabancı değil, bu toprakların yerlisidir. Soyu “bu dağların eskiden beri âşinâsı”dır. Çobanlar, buraların “ebenced” bekçisidirler. “Tenha derelerin, vahşi kayaların” onları sürü peşinde görmediği gün yoktur. Burada bir “geçiş” değil, bir “kalış”, öteden beri bu topraklarda yaşayan bir insanın hayatı ve duyuş tarzı  ifade edilirken, bu farklı duruş ,şiire bir hüviyet veriyor.

Şair, eserinin kahramanı olan çobanı, bizzat konuşturmak suretiyle tanıtıyor. Bu anlatış tarzı, şiire lirik bir karakter  kazandırıyor. Burada şairin çobanla ruhi kaynaşmasını görebiliyoruz.

Ünlü şair Enver Bilgiç,çobanların öyküsünü dizelerine aktarmış:

“Çocuk yaşta beni dağa attılar,/ Kepenek altında sabah eyledim,

Önüme bir sürü davar kattılar,/Toz toprak içinde iflah eyledim.

Kuru somun peynir soğandı aşım,/Ot saman olurdu hep üstüm başım,

Karışırdı terim ilen göz yaşım,/Bazen isyan edip günah eyledim.

Yaylanın düzünde kışlamız vardı,/Koru buram buram ardıç kokardı,

Yazın güneş çarık gibi yakardı,/Yaban hayatı ben essah eyledim.

Gün doğmadan sürü dağlara yürür,/Derelerden bazen duman sel yürür,

Karanlıkta sanki çalı dal yürür,/Sabrımı korkuya silah eyledim.

Dağda taşta zormuş karın tokluğu,/Kapatır yolları karın çokluğu,

Aklıma düştükçe yarin yokluğu,/Kavalla dertleşip ferah eyledim.

Saf masum hayvanlar can dostum oldu,/Yaylalar ovalar neşeyle doldu.

Patikalar huzur veren yol oldu,/Baykuş konan ini dergâh eyledim.

Coşkuyla meleşir kuzu koyunlar,/Kaymak gibi sütler sımsıcak yünler,

Bir ömre bedelmiş o kutsal dünler,/Hiç aklımdan çıkmaz eyvah eyledim.

Dünyadan habersiz gözden ıraktım,/Çoban olmak için belki çıraktım,

Ben sevdamı dağda,kırda bıraktım/Divane gönlümü ıslah eyledim.

Bir nefes gibiydi geçti seneler,/Kulaklarımda hep kuzular meler,

Harmanda savrulup uçtu teneler,/Düvenler üstünde semah eyledim.

Onbeşin üzerinde esere imza atarak kültür tarihimize büyük katkılar sunan,2017′de Halk Kültürü üstün hizmet ödülü’ne layık görülen, eski müze müdürlerinden  Ahmet Semih Tülay,  Asya’dan Anadolu’ya uzanarak yaşatılan “ÇOBAN KÜLTÜRÜ” üzerinde uzun yıllar yaptığı  araştırmalarını, “İlk Çağlardan Günümüze ÇOBAN KÜLTÜRÜ I VE II” adlı 820 sayfalık iki ciltlik eserlerinde  çarpıcı örnekleriyle  harmanlamıştır.(Afyonkarahisar Belediyesi Kültür yayınları no :28 ve 29 ). Bu örnek  kültür hizmetinde , tüm emeği geçenleri kutluyorum.

Eski sevdalar ve eski meslekler tarihe karışsada ,izleri ve dumanları , esintiler halinde hayaatın bir parçası olarak  hep yaşamaya devam eder.Tıpkı çoban-çobanlık ve çoban kültürü gibi.

Yaylaların koyunsuz, kuzusuz ve çobansız kaldığı bu ortamda, yeni yılda çobanlara, umut , iş ve mutluluk ,şairlere yeni şiirler ve  araştırmacılara yeni eserler yazmaları dileklerimizle.

 

Yoruma Kapalidir.

Son Yorumlar

Arsivdekiler

''Kontrollerde sürücülerin SRC belgeleri Ankara Ardahan Azerbaycan bal Balkan Göçmenleri bat ve daha birçok eşsiz lezzetleri tadabiliyor. Anadolu ve Türk dünyası sofrası 23 Eylül tarihine kadar Etimesgut Türk Beyleri Kent Meydanı’nda görülebiliyor. Festivalde; Kırım belediye izin belgeleri ve emniyet kemerleri ile araçların arkasındaki 'okul taşıtı' ve 'Dur' levhalarının standartlara uygunluğu cağ Doğu Türkistan Erzurum Gaziantep Gurbetçiler Şöleni Zara konseri gelecek yıla ertelendi Yozgat’ın Sorgun Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Gurbetçiler Şöleni bu yıl 3. kez ertelendi. Bu yıl düzenlenecek olan gözleme Gümüşhane IrakTürkmeneli Iğdır kadayıf dolması Karadeniz Kars Kazakistan keş KKTC kontrollere öğrenci ve velilerin mağdur olmaması için önem verdiklerini anlattı. 9. Uluslararası Anadolu Günleri Kültür ve Sanat Festivali’nde Yozgat yemekleri sunuldu Ankara Etimesgut Belediyesi’nin kömbe Kırgızistan Kırıkkale kıymalı madımak Niğde patatesli Samsun Sivas yörelerine ait tüm kültürel ve sanatsal öğeleri bulmak mümkün. Kurulan stantlarda Anadolu kadınının pişirdiği bazlama ve gözlemelerin dumanı tütüyor. Mini tandırlarda alın teriyle pişirilen lezz son olarak bugün akşam saat 19.00’da mehter gösterisiyle başlayacaktı. Ancak bu kez de Bingöl’de düzenlenen terör saldırısı nedeniyle iptal edildi. Boğazlıyan'da okul servisleri denetledi Boğazlıyan i Tokat Türkmenistan yangın söndürme tüplerinin olup olmadığı ve servis araçlarında bulunması gereken malzemeler kontrol edildi'' dedi. Okullarda asayişin sağlanması amacıyla öğrencilerin okul giriş ve çıkışlarında da ger yaptığı açıklamada Yozgat Yozgat’ın testi kebabı Çankırı Çorum çigbörek öğrencilerin ulaşımlarının güvenli bir şekilde sağlanması amacıyla okul servis araçlarının denetlendiğini söyledi. Tepe ıspanaklı çeşit çeşit gözlemeler vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Tokat’ın geleneksel batı ve cevizli sucuğu