ANILAR

Ekleyen admin on Mar 1st, 2014 kategori : Prof. Dr. Uğur Büget. Bu kayit icin herhangi bir yanit takip edebilirsiniz RSS 2.0. Yorumlar kapalidir.

Spread the love

1927-1950 arasında tek partili bir dönem geçirdik. Cumhuriyetimiz tazecikti. Devrimlere dört elle sarıldık. Taş üstüne taş, bilgi üstüne bilgi koymak için yarıştık. Devletin yaşamında bir hiç olan bu 23 yıllık sürede aydınlığa, çağdaşlığa doğru koştuk tüm hızımızla. Demir yollarıyla, fabrikalarla donattık memleketimizi karınca kararınca. En önemlisi özgürlüğü tattık doyasıya; demokratik ve laik bir toplum olmanın erdemlerini! Gökleri delen minarelerimizden, kendi dilimizde ibadete çağrı yapılırdı. Ne denli mutluyduk, gururluyduk. Ama genç demokrasimiz tek partiliydi; eksikti. Tamamladık. İkiye, üçe, beşe çıkardık.  Vekillerimizi seçmenin sevincini yaşadık. Tertemizdi siyasetimiz. Kimi beğendiysek ona oy verdik. Oy’un etkili bir silah olduğunu öğrendik. Bazen bir partiyi, bazen daha fazlasına güç verdik, iktidar verdik. Batı dünyasının çoktan benimsediği koalisyonların olgunluğuna eriştik. Bize yakışan batı dünyasında konum edindik.

Bunca zamanda kendimizi nasıl yönettik? Anılarımızı tazeleyelim azıcık!

8 yıl 10 ay sosyal demokratlara koalisyon yapmaları kaydı ile iktidarı teslim etmişiz. Tek başlarına iktidar olmalarına izin vermemişiz.

 

6 yıl 11 ay ihtilal hükümetleri ile yönetilmişiz.

 

47 yıl sağcıları iktidarda tutmuşuz; neredeyse Cumhuriyetimizin yaşının yarısı kadar. 10 yıl Menderes, 4 yıl 5 ay Demirel, 8 yıl Özal, 11 yıl Erdoğan hükümetlerine iktidar ayrıcalığı tanımışız. Solcu diye tanımladığımız sosyal demokrat partilere, hiçbir zaman tek başına ülkeyi yönetme yetkisi vermemişiz. Bu bir kusursa, bunda halkın yanı sıra partilerin de payı olduğunu aklımızdan çıkarmayalım!

Yani, ülkemizde 1950 den bu yana yapılan veya yapılamayan ne varsa, sorumlusu sağcı partilerdir. Köprüler, yollar, fabrikalar, gök delenler onların eserleridir. Ama aydınlığımızı karartmayı, bizi batı dünyasından koparmayı amaçlayan siyasal İslam rejimi de onların eseridir. Demokratik dediğimiz Cumhuriyetimizde laiklik, tam anlamıyla yerine oturtulamamıştır. Ama ne yapalım! Halkın çoğunluğu yarım asır boyunca muhafazakar sağcı partilere şans tanımıştır. Demokrasi diye adlandırılan rejimin gereği budur. Demokrasiyi tam anlamadığımız için de “çoğunluğun dediği olur” yanlışından ne yazık ki kurtulamamışız. İşte çalkantılarımızın, rejim sıkıntılarımızın temelinde yatan bu yanlışlıktır.

Bir öz eleştiri yapalım mı?

1969 da milli gelirde kişi başına düşen paya göre, devletler arasında 67.sıradaymışız. 1969  kriterlerine göre hesaplanırsa 2008 yılında 100.sıradayız. 2008 kriterlerine göre hesaplanırsa, 1969 da 50.sırada, 2008 de 62.sırada bulunuyoruz.

Nüfusumuz yaklaşık 77 milyon. Bunun %27 si tarım alanında olduğu için istihdam hesaplamalarında dikkate alınmıyor. Kalan 56 milyonun yarısı çalışma yaşı dışında (18 in altı 60 ın üstü). Çalışabilecek nüfus 28 milyon. Bunun yarısı erkek, yarısı kadın. Kadınların yaklaşık 9 milyonu çalışmıyor; ev hanımı.

Demek ki çalışabilen kadın sayısı 5 milyon. Bunu 14 milyonluk erkek nüfusu ile toplarsak, Ülkemizin  çalışan insan potansiyeli ortaya çıkar; bu da 19 milyon kadardır. Resmi rakamlara göre bu gün işsiz sayısı 7 milyondur. 19 milyonun içinde bunun oranı yaklaşık %37 dir.

İşsizimiz çok; işi olanların önemli bir çoğunluğu da ya açlık sınırında ya da geçim standardının çok altında. Yani az sayıdaki zenginimiz çok zengin, çok sayıdaki fakirimiz çok fakir. Ya orta sınıf? O yok ne yazık ki! Her gün eriye eriye öylesine azaldı ki! Aslında demokrasileri orta sınıf ayakta tutar ama bizde kalmadı.

İşte çalkantılarımızın, sıkıntılarımızın altına yatan öteki önemli sebep de bu.

Bu sıkıntılardan kurtulmanın yolu var elbette. SEÇİM…SEÇİMİ ÖNEMSEMEK…OY’UN ETKİN BİR SİLAH OLDUĞUNUN BİLİNCİNE VARMAK…SİLAHI İYİ KULLANMAK…

Demokrasi, halkın, halk yararına halk tarafından yönetilmesi olduğuna göre, seçimde halkın kendi yararını gözetebilecek düzeyde bilinçli, yönetecek kadar bilgili, dürüst ve deneyimli olması lazım. Aksi halde, adı demokrasi olan içi boş rejimlerin çalkantısından kurtulması mümkün değildir.

 

Yoruma Kapalidir.

Son Yorumlar

Arsivdekiler

''Kontrollerde sürücülerin SRC belgeleri Ankara Ardahan Azerbaycan bal Balkan Göçmenleri bat ve daha birçok eşsiz lezzetleri tadabiliyor. Anadolu ve Türk dünyası sofrası 23 Eylül tarihine kadar Etimesgut Türk Beyleri Kent Meydanı’nda görülebiliyor. Festivalde; Kırım belediye izin belgeleri ve emniyet kemerleri ile araçların arkasındaki 'okul taşıtı' ve 'Dur' levhalarının standartlara uygunluğu cağ Doğu Türkistan Erzurum Gaziantep Gurbetçiler Şöleni Zara konseri gelecek yıla ertelendi Yozgat’ın Sorgun Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Gurbetçiler Şöleni bu yıl 3. kez ertelendi. Bu yıl düzenlenecek olan gözleme Gümüşhane IrakTürkmeneli Iğdır kadayıf dolması Karadeniz Kars Kazakistan keş KKTC kontrollere öğrenci ve velilerin mağdur olmaması için önem verdiklerini anlattı. 9. Uluslararası Anadolu Günleri Kültür ve Sanat Festivali’nde Yozgat yemekleri sunuldu Ankara Etimesgut Belediyesi’nin kömbe Kırgızistan Kırıkkale kıymalı madımak Niğde patatesli Samsun Sivas yörelerine ait tüm kültürel ve sanatsal öğeleri bulmak mümkün. Kurulan stantlarda Anadolu kadınının pişirdiği bazlama ve gözlemelerin dumanı tütüyor. Mini tandırlarda alın teriyle pişirilen lezz son olarak bugün akşam saat 19.00’da mehter gösterisiyle başlayacaktı. Ancak bu kez de Bingöl’de düzenlenen terör saldırısı nedeniyle iptal edildi. Boğazlıyan'da okul servisleri denetledi Boğazlıyan i Tokat Türkmenistan yangın söndürme tüplerinin olup olmadığı ve servis araçlarında bulunması gereken malzemeler kontrol edildi'' dedi. Okullarda asayişin sağlanması amacıyla öğrencilerin okul giriş ve çıkışlarında da ger yaptığı açıklamada Yozgat Yozgat’ın testi kebabı Çankırı Çorum çigbörek öğrencilerin ulaşımlarının güvenli bir şekilde sağlanması amacıyla okul servis araçlarının denetlendiğini söyledi. Tepe ıspanaklı çeşit çeşit gözlemeler vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Tokat’ın geleneksel batı ve cevizli sucuğu